Habbab b. Eret, Müslüman olduğunda on beş-on altı yaşlarında bir köle idi. En çok işkence gören sahabilerden biri olarak, kendisine yapılan zalimliklerin izlerini hayatı boyunca vücudunda taşıdı.
O izler ve o izlerin bir zamanlar kanayan yaralarından akan kanlar, yakut rengi birer harf oldu ve İslam tarihinin en ihtişamlı, en şanlı sayfalarına işte böyle yazıldı...
Bugün o yakut rengi satırları unutmamak ve bu kahraman genç sahabiyi, hayırla yad etmek, hepimizin boynunun borcudur.
Allah, Habbab b. Eret'ten sonsuza kadar razı olsun. O acı çekti de, biz İslam nimeti ile rahata erenlerden olduk...
Şu Zeyd'in bahtına bakar mısınız? Önce o yaştaki bir çocuğun başına gelebilecek en kötü şey başına geldi. Sonrasında ise, bir insanın başına konabilecek en büyük talih kuşu onun başına kondu.
Peygamberimiz Zeyd'i, Zeyd Peygamberimiz'i çok sevdi.
Zeyd b. Harise Mekke'ye geldiğinde esmer, basık burunlu Yemenli bir çocuk köleydi. Dünyadan, İslam ordusunun başkumandanı olarak ayrıldı..
Allah'ın Sevgilisi'nin (asm) en sevdiklerinden biriydi... Allah ondan razı olsun.