"sadece ölmekten korkanlar randevu alır" derdi. "sadece onlar, randevuyla gidilen amaçlara sahiptir. 4 yıl sonra mutlaka mezun olur, 6 yıl sonra bir işe giremezse delirir, 10 yıl sonra bir yolunu bulup ev alır, 50 yıl sonra da en fazla on farklı ölümden biriyle hayatı terk ederler!"
asla hatırlamak istemediğim, ancak unutmak için anlatmaktan başka çaremin olmadığı o kadar çok şey yaptım ki... üstelik bunları da başka şeyleri asla hatırlamamak için yaptım... ama bugünü, dünü unutmak için yaşamak, hiçbir halta yaramadı. aksine... unutulması gerekip de unutulamayanlar, katlana katlana çoğaldı. meğer önce yarını unutmak gerekiyormuş... her doğanın yeni bir güneş olduğuna inanacak kadar unutmak... her güneşi ilk ve son kez gördüğüne emin olacak kadar unutmak. "bugünkü biraz daha geniş sanki!" ya da "dünkü güneş daha ovaldi, değil mi?" diyecek kadar unutmak... her günü ilk kez yaşıyormuş gibi hissedecek kadar unutmak gerekiyormuş... ve de bağırmak: "Hangi dinde deja vu yok, ben ona inanacağım!" ve de susmak: nerede diriliş yok, ben orada olacağım.