Zeynep G.

9/10
·1808 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
·
76 günde okudu
·
Okunma: 18 Eylül 2020 13:17
Savaş ve Barış, benim açımdan, karakter gelişimlerini görebileceğiniz, insanın içini ve toplum içindeki insanı gözlemleyebileceğiniz yani üzerinde sosyolojik ve psikolojik analizler yapmaya oldukça müsait, tarihle ilgisi olmayanlara bile klasik tarih anlayışından uzakta yeni bir bakış açısı sunan tam bir klasik eserdir. Lisans derslerimde gördüğüm, psikoloji kuramcılarının soyutlaştırarak anlattığı insan dinamiklerinin bu eserde somutlaştığına ve insan hakkındaki bu oldukça yerinde tahlillere şaşırarak tanık oldum. Bu da bana Freud’un ünlü sözünü hatırlattı: “Gittiğim her yerde, benden önce oraya gitmiş bir şair buldum.” Bir kitap birçok yönden değerlendirilebilir; bu klasik eser için edebi, tarihsel, öne sürdüğü fikirler, psikolojik veya sosyolojik yorumlamalar yapılabilir… Benim için değerlendirme konusu, eserin karakterleridir. Bu noktada karakterlerle ilgili kendi kişisel izlenimlerimi ve duygularımı yazmak istiyorum: -DİKKAT buradan sonrası bolca “SPOILER” içerir Kitapta gerçekten çok fazla karakter var ama Tolstoy’un özellikle merceğe aldığı daha az karakter var. Bu karakterlerden Nataşa’nın neredeyse tüm hayatına tanık oluyoruz, öyle ki bir tek yaşlılığını bilmiyoruz. Karakterleri tek kelime ile anlatacak olsam; Nataşa için hayat derdim, hayat gibi inişli çıkışlı bir karakteri var ve doğal.. Piyer arayış, Sonya fedakarlık, Maria maneviyat, Nikolay ve Denisov asker, Elen narsist, Anatol yüzünde gülümse olan boş adam (evet tek kelime olmadı), Dolokhov manipülatif (ve hatta bence biraz da sosyopat), Prens Bolkonsky (Andrey ve Maria’nın babası) zor kişilik, Boris her devrin adamı… Prens Andrey için tek bir kelime bulmakta zorlanıyorum, belki de kitapta en ilgimi çeken ve sevdiğim karakterlerden biri olduğu içindir, ölümüne gerçekten üzülmüştüm. Bana
Savaş ve Barış (2 Cilt Takım)Lev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202125,9bin okunma
Reklam
9/10
·56 syf.··
2020 9. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2020 10:53
Edgar Allan Poe’nun daha önce romanını okumuştum ancak ilk kez bir öyküsünü okuyorum. Doğrusu gerçekten etkilendim. Kurgusu o kadar düzenli ilerliyor o kadar açık ki! Önce biraz bilgi veriyor sonra birinci kişi ağzından hikâyeye başlıyor, ana kahramanımızı anlatıyor ardından asıl olay gerçekleşiyor. Önce bu olay okuyucuya olanca gizemi ve anlaşılmazlığıyla veriliyor. Okuyucu kendince olaydan çıkarsama yapmaya, çözümlemeye çalışadursun, yazar son kısma geçerek işin aslını yine kitabın tamamındaki gibi düzenli bir sırayla anlatıyor. Cinayet romanları ve dizilerine ilgim vardır ancak sanırım ilk defa bir olayın bu kadar açıklıkla, okuyucu ya da izleyicinin kafasını karıştırmadan çözülmesini görüyorum. Bu beni kitapta ilk etkileyen şeydi. Yazar, ipuçlarını gösterirken ve bu ipuçlarını bağlarken diğer taraftan dedektifimizin düşünme sürecini de gözler önüne seriyor. Bu yönüyle, okuyucuya biraz olsun düşünme ve çözümlemeyi öğretiyor sanki. Öyküyü sonlandırdığımda aklımda hiçbir soru işareti kalmadı, resim oldukça netti.
Edebiyat
Morgue Sokağı CinayetleriEdgar Allan Poe · Can Yayınları · 202519,3bin okunma
9/10
·656 syf.··
Beğendi
·
2020 7. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2020 00:00
İlk okuduğum Charles Dickens romanı olarak yazarın diğer kitaplarını da listeme eklememe neden olmuş nefis bir klasikti. Kitap boyunca karakterler hakkında psikolojik analizler yapılabilmesini sağlayan birçok ipucu veren, özellikle baş kahramanın iç dünyasını güzel bir şekilde okuyucuya açan anlatımı, okuyucunun sadece olaylara değil, daha çok karakterlerin kişiliğine odaklanabilmelerini sağlıyor. Romanlar arasında, okuyucuya hikaye anlatanlardan ziyade insan tanıtanlarını daha çok seviyorum. Tabi bir Rus klasikleri kadar olmasa da bu kitapta aradığım şeyi bulduğuma inanıyorum. Özellikle psikoloji alanında uzmanlaşmakta olan bir okuyucu, Pip'i dinlerken sanki karşısında bir danışanı varmış gibi rahatlıkla düşünebilir. Kahramanı dinlerken onun kullandığı inkar, rasyonelleştirme ve özellikle yansıtma savunma mekanizmalarını nasıl kullandığını ve bilinçdışının -o daha çok küçükken çevresinin kötücül bakışlarıyla değersizleştirilen benliğinin- hareketlerine nasıl yön verdiği açıkça görebilir.
Büyük UmutlarCharles Dickens · Can Yayınları · 202318,5bin okunma