Açlık durumunda başlıca olarak mide duvarındaki özel hücreler tarafından salgılanan ghrelin, midemiz dolduğunda salgısı azalan bir hormondur. Bu salgılanma döngüsü, ghrelinin bir "açlık" hormonu olduğunu da açıkça gösterir. Midenin boşalması ghrelin salgısını arttırırken, beyindeki hipotalamus bölgesindeki açlık tepkilerini de tetikler. Fakat bu hormonun etkileri bununla sınırlı değildir. Ghrelin seviyeleri yüksekken, beynimizde yeni hücre üretiminde artış görülür. Ghrelinin dikkati ve uyanıklığı arttırması da bildiğimiz diğer etkilerindendir.
Fazla karbonhidrat alımı durumunda insülinin fazla hızlı salgılanması söz konusu olur. Bu hızlı salgılanma ise kan şekerini daha âni düşürür. Ardından doğal olarak yeni bir açlık hissi gelir zira dolaşımdaki şeker miktarı âniden düşmüştür. Buna yanıt olarak genellikle yeniden bir şeyler yenir. Böylece insülin tekrar salgılanır ve yine yükselmekte olan şekeri normale indirmeye çalışır. Bu da yine açlık anlamına gelir. Döngü bu şekilde tekrarlandıkça, özellikle besinlerin arasında "glisemik indeksi yüksek" (yani kısa zamanda kanda çok miktarda şeker ortaya çıkmasını sağlayan) şekerli yahut işlenmiş karbonhidratlı olanlar fazlaysa, zamanla pankreasın insülin salgılamaktan sorumlu beta hücreleri harap olmaya başlar. İşte bu durum insülinin yeterince salgılanamadığı Tip-1 diyabet adını verdiğimiz durumu ortaya çıkarır.