Fazla karbonhidrat alımı durumunda insülinin fazla hızlı salgılanması söz konusu olur. Bu hızlı salgılanma ise kan şekerini daha âni düşürür. Ardından doğal olarak yeni bir açlık hissi gelir zira dolaşımdaki şeker miktarı âniden düşmüştür. Buna yanıt olarak genellikle yeniden bir şeyler yenir. Böylece insülin tekrar salgılanır ve yine yükselmekte olan şekeri normale indirmeye çalışır. Bu da yine açlık anlamına gelir. Döngü bu şekilde tekrarlandıkça, özellikle besinlerin arasında "glisemik indeksi yüksek" (yani kısa zamanda kanda çok miktarda şeker ortaya çıkmasını sağlayan) şekerli yahut işlenmiş karbonhidratlı olanlar fazlaysa, zamanla pankreasın insülin salgılamaktan sorumlu beta hücreleri harap olmaya başlar. İşte bu durum insülinin yeterince salgılanamadığı Tip-1 diyabet adını verdiğimiz durumu ortaya çıkarır.
Araştırmalar, küçük yalanlar söylerken bile beynimizin stres merkezlerinden birisi olan amigdalanın oldukça yoğun bir faaliyet gösterdiğini fakat yalanlar tekrarlandıkça bu faaliyetin azaldığını gösteriyor. Yani yalan tekrarlandıkça, yalanların boyutu büyüse bile zihnimizde oluşturduğu stres azalıyor. Böylece "dürüst olmamaya" alışıyoruz.
"Beyaz yalanlar" dahi bu amaca hizmet edebildiği için, dürüst kalmak istiyorsak yalan açısından kendimizi bilinçli bir şekilde sık sık kontrol etmemizde büyük fayda var.
Moraliniz bozuk olduğunda dinlemeyi tercih ettiğiniz müzik türlerine bakın. İnsanlar genellikle "kafaları bozukken" neşeli ve oynak nağmelere katlanamazlar. Zihinsel ve duygusal durumlarına uygun, hüzünlü ve kederli müzikler onları daha fazla çeker. Halbuki müziğin duygu durumumuz üzerinde yaptığı etkiler gayet aşikarken, üzgün olduğumuz zamanlarda neşeli bir şeyler dinleyerek rahatlayamaz mıydık?...
...Kederli olduğunuzda, kederli nota dizilerini dinlerseniz, o besteyi yapan kişinin sizin durumunuzu anlayabilecek birisi olduğunu hisseder ve onunla bir şekilde "iletişim" kurarsınız. Buna ihtiyacımız vardır zira kederimizi en iyi azaltan şey, bir başkası ile duygudaşlık kurarak bu hisleri paylaşmak ve bulabilirsek sorunumuza birlikte bir çözüm bulmaktır.
erken gelişim dönemlerinde yetiştikleri yapay kafes ortamının çeşitli zenginleştirici uyaranlar(oyuncaklar, çarklar, tüneller, renkli objeler) yerleştirilen fareler, sıradan ve çıplak kafeslerde büyütülen farelere göre çok daha zeki ve akıllı hale geliyorlar...
farelerdeki bağlantı sistemini geliştiren o oyuncakların bizdeki karşılığı sosyal etkileşim, duygusal alışveriş, sözel iletişim ve maddesel nesneler arasında yeni ilişkiler kurmayı gerektirecek "icat ve keşif" faaliyetleridir.