Tuhaftır, hâlâ bazı durumlarda konuşamam, keşfedilmeyi beklerim, beni görsünler, beni fark etsinler, beni anlasınlar isterim. Kendimi öne süremem. Tersine geri çekilirim. Hele birinden çok hoşlanmışsam, duvar kesilirim. O, beni görsün, anlasın, keşfetsin isterim.
En çok da yolda yürürken hayal kurardım. Hâlâ da öyledir; çoğunlukla kafamdaki yolda yürürüm ben. Dünyada kaybolur kendi kafamdaki yolda yürümeye devam ederim.
N e zaman, balkonun oymalı, ahşap parmaklıklarına dirseklerimi dayayıp gözlerimi ufka diksem, manzarası hiç değişmeyen uçsuz bucaksız bozkır... Bulanık görüntülerle tüten hava. Uyuşturucu sıcaklar. Kunt sessizlik, dilsiz taşlar. Kaskatı toprak. Kara iklimi: Kışları soğuk ve yağışlı, yazları sıcak ve kurak. Başını nereye çevirirsen çevir, değişmeyen manzaralar... Neye olduğunu bilmediğiniz derin bir umutsuzluk neredeyse. Oysa çocuğum daha.