küçük vedasını aldım cebime, artık keskin kenarlarını yitirmiş, ovalana ovalana parlamış, pürüzsüz, serin, saydam cam kırığının yanına koydum. eski sular aktı, gitti. bir ilkyaz günü çıplak ayaklarla balkonu yıkamışım gibi bir şey oldu. büyüdüm, büyüdüm, büyüdüm yerin altından üstüne çıktım.
geri dönmek çok sık çeliyor insanın aklını, unutmanın yolu mayın tarlası gibi bir şey. her şey sana onu hatırlatıyor, hep bir acaba yeniden denesek nasıl olur hissi yokluyor kalbini ama giderek uzaklaşıyorsun ondan. geri dönmek anlamsız bir hayale dönüşüyor bir noktada. umut bitince dönmenin pek bir anlamı kalmıyor çünkü. bakıyorsun, dönebileceğin bir yer değil artık orası, kendini mecburen yeniden düzenliyorsun. kendini başka bir ihtimale ikna ediyorsun. kalp de soğuyor bir gün. yaşamaya devam edebilmek için buna mecbur çünkü.