Zeynep

Zeynep
bir psikolog, zaman zaman hümanist, fahri İtalyan vatandaşı
Nereye Gidiyoruz Baba?
10/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2022 59. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2022 19:41
Fournier bu kitabında iki engelli çocuk babası olma deneyimini anlatıyor. Ancak bunu kendine has kara mizahını kullanarak bazılarının; rahatsız edici, tetikleyici ve ofansif bulabileceği bir dille yapıyor. Özellikle, hassas bir konu olduğu için yazarın başka bir kitabını okuyup üslubuyla tanıştıktan sonra okumanızı tavsiye ederim. Ah... Fournier'in öyle bir üslubu var ki bir yandan kalbinize bıçağı saplayıp en derinlerde o bıçağı döndürüp yarayı iyice deşerken bir yandan da gıdıklıyor sizi sanki, buruk gülümsemeler bırakıyor yüzünüzde. Bundan önce yazarın, kendi eşinin yasını tuttuğu "Dul" adlı kitabını okumuştum. Hem onda hem de bu kitapta anlatılanlar bana uzak, (belki de henüz) başımdan geçmemiş deneyimler olmalarına rağmen iki yaşantıyla da özdeşleşebildiğimi hissettim. Hani İngilizce'de "Put yourself in my shoes" denir ya "Kendini benim yerime koy" demek için işte bu iki anlatı da nasıl oldu bilmiyorum ama sanki Cindrella'nın ayağına cuk diye oturuveren ayakkabı gibi eşleşti içimde bir şeylerle. İnsanların eleştirmeye en hazır olduğu rollerden biri ebeveynlik. Engelli çocuğu olan ebeveynlerin de acıma ve takdir maskesi altında eleştirilere, önerilere, öğütlere çokça maruz kaldıklarına eminim. Her dediğine katılmamakla birlikte Fournier'in kendi deneyimini, hislerini bu kadar sansürsüz anlatmasının çok cesurca bir iş olduğunu düşünüyorum. Çocuğu engelli olsun olmasın birçok ebeveyn çocuklarıyla ilgili yaşadıkları zorlukları çevreleri ve en başta da kendileri tarafından ayıplanacaklarını düşündükleri için kendilerine bile itiraf etmekten kaçınıyor. Dilerim yazarın kitabı yazarkenki açıkyürekliliği başka ebeveynlere de çocuklarına ve çocuk yetiştirmeye dair olumsuz duygularını kabullenme cesaretini verir. Dipnot: Benim yakın çevremde engelli kimse yok bu nedenle
Nereye Gidiyoruz Baba?Jean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20255,1bin okunma
Reklam
25. Yaş Gününüzde Okumanız Gereken Kitaplar No.1
9/10
·216 syf.··
Beğendi
·
2022 31. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2022 22:27
Naif. Süper, 25 yaşına yeni basmış bir gencin varoluşsal krizine dair absürt, samimi, doğal ve akıcı bir kitap. Öncelikle her romandan edebiyat şöleni beklentisi olanların bu kitaptan uzak durmasını tavsiye ederim çünkü bu kitapta ağdalı cümleler, karmaşık metaforlar, ağır bir üslup veya inanılmaz bir olay örgüsü bulamayacaksınız. 25 yaşındaki kahramanımızın ağzından yazılmış olsa da küçük bir çocuğun günlüğünü okuyormuş hissi uyandıracak kadar basit bir dili var. Buna rağmen zaman, hayatın anlamı/anlamsızlığı, yalnızlık, sorumluluk gibi varoluşa ilişkin temel kavramlar çerçevesinde kurulu. Bence böyle felsefi konuları her zaman; aynı cümleyi tekrar tekrar okutacak, yeri geldiğinde referans kitaplara başvurmak zorunda bırakacak, tam kavramaya başladığını hissederken bölümü baştan okumaya döndürecek kadar karmaşık bir üslupla yazılmış kitaplardan okumak zorunda değiliz. Bazen böyle akıp giden, okuması kolay kitaplara da ihtiyaç duyuyorum ben. İnternette sürekli karşımıza çıkan “30 Yaşından Önce Okunması Gereken Kitaplar” tarzı listeler olur ya hiç böyle bir sıralama yapmadım ama böyle bir zaman kısıtlaması getirecek olsaydım sanırım bu kitaba getirebilirdim. Belki ideali 25 yaşında okumak olabilir ama ben kitabı tam 26. doğum günümde okudum ve gerçekten bende çok yankı bulan bir kitap oldu. Birçok kişinin de kolay özdeşleşebileceği bir kitap olduğunu düşünüyorum çünkü spesifik bir olay, durum ya da hayat öyküsünden ziyade insanın insan olmasından, varoluşundan kaynaklanan bir ruh halini anlatıyor ve herhangi bir insanın hayatının bir bölümünde (muhtemelen 20’li yaşlarında) kahramanınkine benzer hisleri yaşamamış olması pek olası gelmiyor bana. Bu varoluşçu krizi de depresif, boğucu bir anlatımla aktarmıyor. Aksine bence insana kabullenme gücü veriyor ve kitapta birkaç
Naif. SüperErlend Loe · Siren Yayınları · 20181,401 okunma
5/10
·192 syf.··
2022 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2022 21:38
Öncelikle Türker hocanın bilim insanı ve tıp doktoru kimliğini tenzih ederek yazarlığını ve spesifik olarak bu kitabı değerlendirdiğimi belirtmek isterim. Zira kendisi oldukça başarılı ve saygıdeğer bir insan. Öyle ki yaşam öyküsünü okursanız ya da dinlerseniz "Bu insanlara da gün 24 saat bana da... Bir hayata bu kadarı nasıl sığıyor?" diye kendinizi sorgulatan türden olduğunu göreceksiniz. Ben kendisini bir süredir takip ediyordum, Nilay Örnek'in "Nasıl olunur?" podcastine konuk olduğu bölümü de dinleyip etkilendiğim için kendi kitabını da okumak istedim. Ancak maalesef kitap benim için hayal kırıklığı oldu. Keşke öncesinde buradan yorumlara baksaymışım, kitabı inceleyen bazı kullanıcılar da benim şimdiki hislerime benzer şeyleri belirtmişler. Kitabın bence en büyük sorunu sürekli kendini tekrar etmesi. Özellikle ikinci bölümü okurken kitabı baştan okumaya başlamışım gibi hissettim. Çünkü aslında kitap birinci bölümde tamamlanıyor, ikinci bölümde yazarın ilk bölümde anlattığı konulara dair daha önce gerçekleştirmiş olduğu söyleşilere, konuşmalara ve yazılarına yer verilmiş. Bazen kelimesi kelimesine aynı paragraflar kitap boyunca en az iki kere tekrar edilmiş. Benzer şekilde aynı benzetmeler defalarca yapılmış. (Bknz. bilimin gelişiminin soğan kabuğunun katmanları gibi öncekini kuşatarak ilerlemesi örneği). Bahsettiğim podcast bölümünde de aynı konulara değinmişti, anladığım kadarıyla başka konuşmalarında da bu durum benzer. Bana kalırsa kitabı okumaktansa podcast bölümünü ya da diğer videolarını dinleyebilirsiniz. Okumayı güçleştiren bir diğer özelliği ise görsellerin kitabın sonunda verilmiş olması. Görseller için arkaya bakmanın akışı bozduğuna inanıyorum, metin içinde verilmesini tercih ederdim. Bunun haricinde kavramların biraz yüzeysel kaldığını düşünüyorum.
Yeni Bilim: Bağlantısallık - Yeni Kültür: YaşamdaşlıkTürker Kılıç · Ayrıntı Yayınları · 2021269 okunma
Travma Hakkında Gerçekten Ne Biliyorsunuz?
10/10
·462 syf.··
Beğendi
·
2022 5. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2022 21:45
Beden Kayıt Tutar, mesleki yaşamının neredeyse tamamını travma çalışmalarına adamış bir psikiyatrist tarafından başta travma ve beden ilişkisi olmak üzere travmanın farklı yönlerini ele almak amacıyla yazılmış kapsamlı bir başvuru kitabı. Bu kitapta travmanın geçmişten bugüne psikiyatri camiasında ele alınışına, travmanın beden ve beyin üzerinde bıraktığı kalıntılara, kişi ve toplum açısından yol açtığı sorunlara ve nihayetinde travmadan sonra yeniden ayağa kalkmak için seçilebilecek etkili alternatiflere tanık olacaksınız. Her ne kadar bu kitap herkesin elinden geçsin istesem de özellikle travma yaşantısı olanlar için fazlasıyla tetikleyici olabilir. Bunun dışında tüm ruh sağlığı çalışanlarının okumasını tavsiye ederim. Ayrıca hayatınızda travma geçmişi olan biri varsa - ki istatistiklere bakılırsa bu oldukça muhtemel- onların hangi süreçlerden geçtiğini anlamanıza ve onlara destek olmanıza da yardımcı olacaktır. Travma için sıklıkla “Anormal olaylara verilen anormal tepkiler normaldir.” denir ancak birçoğumuz karşımızdaki kişinin başından geçmiş olan o anormal olaydan birhaber oluyor, bazen verdikleri tepkilere anlam veremiyor, bazı davranışlarını ya da korkularını yersiz bulabiliyoruz. Ortada bir sorun varsa kaynağı daima travmadır demek istemiyorum elbette ama çözümlemekte zorlandığımız davranış örüntülerine ihtiyatlı yaklaşmakta fayda var diye düşünüyorum zira travma birçok taşın altından çıkabiliyor. Travma geçirmiş insanları anlayabilmenin özellikle kıymetli olduğunu düşünüyorum nitekim kitapta da ilişkilerin travmanın hem oluşma hem de iyileşme sürecindeki etkisine sık sık vurgu yapılmış. İster bir terapistle ister bir arkadaş, sevgili ya da ebeveynle olsun güvenli bir ilişkinin iyileştirici gücünü küçümsememek lazım. Kitapta verilen istatistikler üzerinde
Psikoloji
Beden Kayıt TutarBessel A. van der Kolk · Nobel Yaşam Yayınevi · 20182,432 okunma
YALOM SEVERLER BU KİTAPTA BULUŞUYOR.
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2021 31. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 24 Kasım 2021 11:15
Yalom gibi analitik geçmişli, varoluşçu bir psikoterapist olan Ferhat Jak İçöz bu kitabında gerçek tadında kurgusal terapi hikayelerine yer veriyor. Hem mesleki hem de kişisel nedenlerle yazarın ve kitaplarının yeri bende ayrı. Bu nedenle bu incelemede yazarla tanışma hikayeme de yer vermek istiyorum. Doğrudan kitap hakkında bilgi almak isteyenler bu paragrafı atlayabilir. 2019 yılında psikoloji bölümünü bitirdim ve lisans boyunca pek çok farklı ekolden teorik bilgi edinmiş olsam da hiç terapi almadığım için kendimi hep eksik hissediyordum. Nihayet bu sene nisan mayıs aylarında terapiye gitme fırsatım oldu ancak hem terapistin bağlı ol(ma)duğu ekol hem de mesleki ve etik yetersizliği nedeniyle terapi maceram çok büyük bir hayal kırıklığıyla sonlandı. Yıllardır okuduğum yabancı terapistlerin yazdığı etkileyici terapi hikayeleri, derslerde gördüğüm etkililiği kanıtlanmış teknikler, terapinin “mucizevi değişim” vaatlerinden beslenen beklentilerimin hiçbiri karşılanmamıştı. Bunun üzerine “Başka bir terapi mümkün mü?” sorusuyla çıktığım yolda tesadüfen Ferhat Jak İçöz’ün "Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği" podcastine denk geldim. Sonrasında İçöz’ün podcasti, aynı adlı kitabından yola çıkarak hazırladığını öğrendim ve podcastinden çok etkilendiğim için hemen kitabı da edindim. Böylece yazarın ilk kitabı olan "Kendin Olmanın Dayanılmaz Hafifliği" ile varoluşçu psikolojiyle ilk defa gerçek anlamda tanıştım. Diğer terapi ekollerinde hep aklıma yatmayan, eksik ya da fazla bir şeyler bulurken varoluşçu terapi tam da beklentilerimi karşılayan bir yere oturmuştu. Bu kitap ve sonrasında gelen okumalarımla varoluşçu psikolojiye olan ilgim arttıkça doğal olarak sık sık varoluşçu bir terapi seansı nasıl geçer sorusu aklıma düşüyordu. "Kendine Yabancı" da tam zamanında bu soruma cevap
Psikoloji
Kendine YabancıFerhat Jak İçöz · Doğan Novus · 2021333 okunma
Reklam