Çünkü yaşam ölümle anlam kazanıyor. Günün anlamı olması için gece, konuşmanın anlamı olması için sessizlik, barışın anlamı olması için savaş gereklidir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Eğer ölüm kaçınılmaz olmasaydı insan bütün yaşamını ondan uzak durmaya adayacaktı. Hiçbir tehlikeyi göze almayacak, hiçbir girişimde bulunmayacak, hiçbir işe el atmayacak, yeni bir şey bulmayacak, yeni bir şey yapmayacaktı. Yaşam sürekli bir uyuşukluk olacaktı.
Tanrı, yazgımın tek kitaba sığmasını uygun görmemişti; denizin dalgalarının kat kat açıldığı gibi benim yazgım da değişikliklerle dolu olacaktı. Bir geminin fazla yükünü denize atması gibi yazgım da bana yeni gelecekler hazırlamak için kimi şeyleri silip süpürüyordu. Her vardığım limanda adıma ayrılmış olduğum topraklarla ilgili bir ad ekledi.
Bir gün bir söylenti çıktı. Bir buluttan tatlı tatlı dökülmekte olan yağmur benzeri yayılan bir dedikodu değildi bu; gürültüyle, gündelik bütün sesleri bastıran bir yaz sağanağı gibi geldi. Hem de bütün dramlarda kaçınılmaz olan anlamsızlığı da birlikte getirerek.