Kırk

10,0/10  (2 Oy) · 
2 okunma  · 
1 beğeni  · 
366 gösterim
Ülkemizin güneyindeki bir sahilde emeklilik günlerini geçiren, keyfine bakan bir general. Albay adında bir papağan. Bahçesine tünemiş kuş sürüsünün içinde peygamberliğini unutmuş söylence kahramanı Süleyman. Ve bir koltuğa oturup bütün bunları anlatan bir hüzün hizmetçisi.

Faruk Duman, son yapıtı Kırk'la bu kez insan bilincinin varlığa ve yokluğa dair olduğu bir anlatıyla karşımıza çıkıyor.

Varlığın evinin dil, dilin evinin de vücut olduğu "gerçek" bir düş Kırk. Düş ile gerçeği ayırt edemeyen, kendini yanlış anlayan ve olanaksız olanın gerçekkılınabileceğini gözden kaçıran insan bilininin sırrını ifşa eden varlık bilgisini sunuyor Kırk bize. Anlamanın dönüşmek, dönüşebilmek olduğunu ima eden, varlığın dönüşümlerinin çokluğunu sezidren bir yapıt bu; bir yanıyla da insanoğluna "varlık olmaklığın tadını" tattıran bir yapıt.
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2006
  • Sayfa Sayısı:
    110
  • ISBN:
    9789750706059
  • Yayınevi:
    Can Yayınları
  • Kitabın Türü:
ihtiyar 
08 Tem 00:01, Kitabı okudu, 2 günde, Beğendi, 10/10 puan

Faruk Duman’ın en kolay anlaşılır masalsı bir romanı gibi gözüksede, yazarın kitaba üzerine kafa yorulması gereken bir sürü tema yerleştirdiğini düşünüyorum. Kenan Evren’e kadar giden, ortadan kaybolmalara göndermeler yapan, eğitim sistemine -okula- göndermeler yapan, doğanın sesini algılamaya göndermeler yapan, ayrılıklara göndermeler yapan, yazıdan çok reklamla uğraşan yazarlara göndermeler yapan, ifade özgürlüğüne göndermeler yapan, benim daha yakalayamadıklarım ya da hatırlayamadıklarımla birlikte tadına doyamadığım bir eser. İlk defa bu kadar anladığımı düşünüyorum. “Varlık olmanın tadını bilmiyoruz henüz” gibi gerçekten düşünülmesi gereken cümlelerin sahibi, zihni bir harf rahmine benzeten, vücudumuzun dilimizin kanıtı olduğundan, içimizde dizginlenmeyi bekleyen bir yabanilikten, silinen hatıraların asıl yük olmasından, susmanın erdemliğinden söz eden 111 sayfaya deryalar sığdırmış ve beni dumura uğratmış bir yazar. Kitabın isminin neden Kırk olduğu da çözemediklerimden, kayıplara karışanları, kırklara karışmak olarak düşünüpte mi kitabın adını Kırk koydu bilmiyorum…

Rogojin 
 26 Haz 16:11, Kitabı okudu, 1 günde, 10/10 puan

Bu sabah aniden okuma isteği duyarak başladım Faruk Duman'ın Kırk adlı eserine. Okuduğum bütün eserleri içerisinde herhalde en kolay anlaşılabileni bu kitabıydı Duman'ın: dört ana bölümden oluşan eserde önce Demir adlı bir hamalın bir söğüt dalını kırıp kendine düdük yapması sebebiyle cezalandırılması, işkence görmesi ve ortadan kaybolması anlatılıyor. Anlatıcımız ikinci bölümde kendi çocukluğunu anlatıyor, üçüncü bölüm süleyman'ın kuşları'nda süleyman peygamberin kuşların dilini nasıl anladığı üzerine kutsal kitaplardan farklı bir versiyonu okuyoruz. Son bölümde ise emekli ve darbe yapmış, resim çizmeyi seven bir general ve albay adlı papağanını anlatan anlatıcımızla romanı noktalıyoruz.

Kendi okuduğum eserlerinde alıştığım şeyi; yani anlamları, dili, hayvanları, varoluşu barındıran ormanı yine buldum kitapta: sayfalar sonra karşımıza çıkan orman bu sefer hem Süleyman'ın kuşları, kaplanlar gibi hayvanlarla, hem de sisli nehir gibi imgelerle kendini ortaya koyuyor. Eser, diğer Faruk Duman eserlerine göre daha hızlı, daha akıcı; olaylar daha anlaşılır; nihayetinde darbe yapmış general, demir'in işkence görüp kaybolması ile beraber kitap boyunca ortadan yok olan diğer karakterleri de okuyoruz; böylece darbe döneminde kaybolan insanlar, edebiyatta ve hayatta yok edilen anlam gibi bir çok noktayı yazar birbirine bağlıyor. Kırk ismi de kırklara karışmaktan geliyor olmalı, tam da emin olamadım, yani yok edilen insanların sonuna dair bir itiraz gibi belki. Açıkçası metnin tamamını tam anlamıyla anlayabildiğimi, bütün Faruk Duman okuma girişimlerimde olduğu gibi, bir kez daha iddia edemiyorum; zaten her bir kitabını yeniden okumak muhakkak gerekiyor; Faruk Duman'ın dil işçiliği bu sefer daha arka plânda gibi, ama karakterler daha öne çıkmış ve daha belirgin, öyle ki anlatıcımız Faruk Duman'ın yarattığı en orijinal, güzel karakterlerden birisi olabilir.

O halde, ben de dahil, hepimize 100 yılın en iyi Türkiyeli 40 yazarından biri seçilen Faruk Duman'ın hem bu hem de diğer eserlerini okumayı, mutlaka, öneriyorum.

Kitaptan 21 Alıntı

ihtiyar 
07 Tem 22:54, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

...yaşadığım saatleri ömrümün sonunda bana verilmiş ek sürelermiş gibi har vurup harman savuruyordum

Kırk, Faruk Duman (Sayfa 73)Kırk, Faruk Duman (Sayfa 73)
ihtiyar 
07 Tem 12:56, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

okullarımız
Ama, çok yaşamadı babam. Yaşasaydı, ben de okuluma devam eder, kim bilir bir zaman sonra mezun olurdum.
Tabii, başım kesilmiş bir halde.

Kırk, Faruk Duman (Sayfa 25)Kırk, Faruk Duman (Sayfa 25)
ihtiyar 
07 Tem 19:32, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Irmaktan bir damla
Sonunda balık, ırmaktan bir damladır. Bu damla zamanla can kazanır da, kendi arzulu varlığını var kılar.

Kırk, Faruk Duman (Sayfa 53)Kırk, Faruk Duman (Sayfa 53)
ihtiyar 
07 Tem 19:30, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Susmak
Böylece çok bilgili adam, çevresinde konuşmaya kalkan herkesi susturabilirmiş. Üstelik bunu, artık lügatindeki bilgilere ihtiyacı kalmadığından, sözleriyle değil de, dediğim gibi, sessizliğiyle yaparmış. Konuşanlar da, sustuğuna göre en doğrusunu o biliyor, diyerek ona açıkça hak verir, bir bir susarak doğru olanın önünde saygıyla eğilirlermiş.

Kırk, Faruk Duman (Sayfa 50)Kırk, Faruk Duman (Sayfa 50)
ihtiyar 
07 Tem 22:53, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

... bir gölge gibi ellerim cebimde dolaşıyor, insanların arasında, sanki sahibimin izini burada yitirmişim; gariban bir köpek gibi oylanıyordum.

Kırk, Faruk Duman (Sayfa 73)Kırk, Faruk Duman (Sayfa 73)
ihtiyar 
07 Tem 19:37, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Zulümhane
Irmak, demiş kuş, her su gibi, bir geçittir. Bunu en iyi, karşıya geçtiğin zaman anlarsın. Eğer suda yıkandıktan sonra karşıya geçseydin, öbür tarafa, giysilerini bıraktığın kıyıya artık bambaşka gözle bakacaktın. Hatta, belki bir daha oraya dönmek bile istemeyecektin. Ya da dönmenin imkansız olduğunu düşünecektin. İki kıyıdan biri her zaman zulümhanedir. Tıpkı cennet ve cehennem gibi. Ama bir kıyıdan baktığımızda öbür tarafı da görürüz, diyeceksen. Göremeyiz. Zulmü içimize kurarlar çünkü.

Kırk, Faruk DumanKırk, Faruk Duman
ihtiyar 
07 Tem 10:39, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Okul
Vaktiyle babam birkaç yıl süreyle beni bir ilkokula gönderdiyse bile bu azap yılları, ne de olsa sayılı gün, çabucak gelip geçmişti.

Kırk, Faruk Duman (Sayfa 18)Kırk, Faruk Duman (Sayfa 18)
ihtiyar 
07 Tem 10:42, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Zihin
Harfler zihnime birer larva gibi giriyor; orada artık neyle besleniyorsa, ansızın büyüyüp çoğalıyorlardı. Zihnimdi, bir harf rahmi gibi kendi korunaklı içinde onları koruyup kollayarak semiz birer sözcüğe dönüştürüyordu.

Kırk, Faruk Duman (Sayfa 18)Kırk, Faruk Duman (Sayfa 18)
ihtiyar 
07 Tem 19:26, Kitabı okudu, İnceledi, Beğendi, 10/10 puan

Aslında vücudumuz dilimimizin kanıtıdır. Böylelikle, kanıtladığı şeyi kendi içinde tutar. Bu yüzden bir başka dil ile, örneğin kuşların dili ile karşılaştığında önce vücudumuz ayağa kalkar.

Kırk, Faruk Duman (Sayfa 47)Kırk, Faruk Duman (Sayfa 47)
3 /