Sarıkamış Beyaz Hüzün

8,9/10  (40 Oy) · 
166 okunma  · 
34 beğeni  · 
1.235 gösterim
Bu kitap; okurları tarihin acılarla dolu bir sayfasına, 90 yıl önce bütün olanaksızlıklara ve karakışa rağmen Osmanlı askerinin vatanını korumak adına inançla ve azimle verdiği mücadeleye tanıklığa davet eden bir hüznün hikâyesidir. Sarıkamış′la ilgili birçok bilinmeyen olay günışığına çıkıyor... Harekât öncesi göz ardı edilen raporlar… 31. ve 32. Tümen’in birbirleriyle çarpışması... Rus Çarı II. Nikolas′ın hatalı emir üzerine tutuklanmaması... Osmanlı askerinin ve halkın tek vücut olarak, karakışa yani tüm imkânsızlıklara karşı gösterdiği insanüstü mücadele…

Milletlerin hafızalarında bazı yer adları âdeta mermere kazınmış gibidir. O yer adları, yıllar geçip gitse de milletlerin hafızasından silinmez. Her an hatırlanarak, nesilden nesile aktarılır. Bu yerlerden bazıları Galiçya, Yemen, Sarıkamış, Çanakkale, Dumlupınar ve Sakarya’dır… Bu adlardan birini veya birkaçını duyduğumuzda gönül telimiz hep titrer, bir garip oluruz. Tarihimiz nice zaferlerle doludur. Zaferlerimizin yanında yenilgilerimiz de vardır. Bir millet, zaferleriyle övünürken, yenilgilerden de gerekli dersleri çıkarmaya çalışır…

Sarıkamış Harekâtı, her türlü imkânsızlıklar içinde, kırık bir ümidi gerçekleştirmeye yönelik, sonu hazinle biten bir harekâttır... Bu harekâtta askerimiz Rus’tan çok tabiat ile mücadele etmiştir. Bu topraklarda yaşayan herkesin ya bir akrabası ya da bir yakını bu harekâttan etkilenmiştir. Binlerce şehit kâh Ruslarla çarpışarak kâh iklimle, karakışla, imkânsızlıklarla mücadele ederek vatanı savunmuştur…

. Sarıkamış/Beyaz Hüzün′de bir hüznün hikâyesini, 90 yıldır unutulanları okurken kâh gururlanacak, kâh ağlayacaksınız...
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2006
  • Sayfa Sayısı:
    304
  • ISBN:
    975-263-356-7
  • Yayınevi:
    Timaş
  • Kitabın Türü:
Şah Şkr 
03 Ağu 2015, Kitabı okudu, 10/10 puan

Bu kitabın bendeki yeri çok özel. Bana tarihi sevdiren, beni kitap okumaya iten bir baş yapıt. Bu kitap Adındanda anlaşılacağı üzerine Sarıkamış Harekatını anlatıyor, yok anlatmıyor adeta yaşatıyor. Beni o kadar etkilediki bu kitaptan sonra Sarıkamış ilgili piyasadaki tüm kitapları okudum. Gözüm kapalı tavsiye ederim.

Meltem 
 24 Tem 20:47, Kitabı okudu, 7 günde, Beğendi, 7/10 puan

Kitabı okuduğumda aklıma "Babil'de Ölüm Istanbul'da Aşk " kitabinda gecen "Tarihe bahaneler değil sonuçlar kalır " cümlesi geldi. Bu harekat konusunda birçok söz söylendi yanlış strateji, yanlış zamanlama ve daha bir sürü ... Ancak tek bir gerçek var ki vatan aşkıyla yola çıkan ecdadimizi yenen düşman değil kar, açlık, uykusuzluk,yorgunluk olmustur.Unutmadigimiz bu tarihimizi kaleme alan yazarımız yasananlari yasayanlarin gözüyle anlatmaya çalışmıştır.

Ceren Acer 
02 Tem 2015, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bu kitap tam bir hüzün yumağıdır. Savaşlar, yaralanmalar, ölümler çok sarstı beni. Karakter isimlerini tam olarak hatırlamasam da Ziver'i hiç unutamadım. O da çok acılar çekmişti. Ama yine de kıyasıya savaşmaktan hiç vazgeçmedi. Güçlü bir kişiliğe sahipti. En çokta bu karakterin etkisinde kalmıştım o zamanlar nedense. Herhalde bir tek bu karakteri en mücadeleci olarak nitelendirmiştim. Kitabın hiç bitmesini istemiyordum çünkü, okunmaya değer bulmuştum bayağı. Bence tekrar tekrar okunası bir kitap. Herkesin kütüphanesinde bulunması gereken etkileyici, gerçekçi romandır.

Gözde Karayel 
04 Eyl 2015, Kitabı okudu, 8 günde, 7/10 puan

İHTİRAS
“ Tarih 16 Aralık 1914. Soğuk bir kış günü. Talebesi öğretmenini azarlamaktadır: “Hatalı davrandınız! Başarılı olamadınız! Rus ordusu burada yok edilmeliydi. Şimdi hemen harekete geçip, Rus ordusunu Sarıkamış’ta yok edeceksiniz!”
Cephelerin ve harp okulunun emektar komutanı Hasan İzzet Paşa, küstahlaşan öğrencisine pervasızca cevap verir: “Olmaz! Havaları görüyorsunuz. Her yerde kar var. Karakış başlamıştır. Bu şartlar altında, bu mevsimde harekât bir faciaya dönüşebilir. Kış şiddetini kaybetsin, yollar açılsın, düşmana haddini bildiririz.”
Her verdiği emrin hemen yerine getirilmesine alışkın padişah damadı ve orduların başkomutan vekili 34 yaşındaki Enver Paşa, şu tehdidi savurur: “Eğer hocam olmasaydınız, sizi idam ettirirdim!”
Bu sözlerden sonra, bir facianın eşiğinde Hasan İzzet Paşa istifa ederek ordudaki görevinden ayrılır. ”
İhtiras. Bazen nasıl da yakıp kavurur içimizi. O tutku nasıl da kaplar yüreğimizi. Aklımızda sadece bir şey vardır: Arzuladığımız şey. O, o kadar güçlüdür ki, olsun diye belki birçok şeyden vazgeçebiliriz. Bu yüzdendir ki bazen doğru düşünemeyiz.
Ödevlerimi bitirip televizyonun karşısına kurulduğum bir gün kanallara bakıyorum. Ekmek Teknesi gözüme takılıyor. Çok severim bu diziyi. Hele o Hasan Kaçan’ın konuşmaları yok mu? Yüreğime bir çığ gibi düşer. Sıra onun oynadığı bir sahneye geliyor. Ben pür dikkat dinliyorum. Bugün neyden bahsedecek diye düşünürken yüreklerimizi dağlayan Sarıkamış destanı hakkında konuşmaya başlıyor ve şu sözleri sıralıyor: “Sarıkamış… Tarihimizin kalplerimizde açtığı en derin yara. Sarıkamış… Türk ordusu Rusları Kars’tan, Ardahan’dan, Sarıkamış’tan atmak için üç bir koldan taarruz ediyor ama gelgelelim Mehmetçiğin başına yağmur gibi kurşun değil, kar yağıyor. Milyonlarca kar tanesi; o nar tanesi, nur tanesi, anneciğinin bir tanesi Mehmetçiğin başına afet olmuş yağıyor...” O bunları derken içim cız ediyor. Tam bir şey söylemeye yeltenirken, susuyorum. Evde, derin bir sessizlik.
Tarih 21 Aralık 1914. Enver Paşa’nın ihtirası uğruna, tarihe “Sarıkamış faciası” olarak geçen bu harekât başlıyor. Biz doksan bin asker diye biliyoruz. Binlerce Mehmet incecik yazlık elbiselerle yollara düşüyor. Bir asker mektubunda şu sözlere rastlanıyor: “…Akşam yaklaşınca Köprüköy’e civar dağlardan tipi boşanır. Kumandanımız, gelecek cuma Başkumandan Enver Pasa Hazretleri’nin teftiş ve hücum için geleceğini müjdeledi. O gelinceye kadar da yün içlik, çorap ve paltoların verileceğini ve Yemen yazlıklarını atacağımızı müjdeledi. Allah, devlete ve millete zeval vermesin…” Mehmet umut dolu bir bekleyiş içerisinde dua ediyor. Ama bilmiyorlar ki; Ruslar Osmanlı ordusuna erzak, mühimmat ve giyecek getirmekte olan gemileri sulara gömüyor. Mehmet aç! Mehmet çıplak! Mehmet umutlu! Ama Mehmet savaşamadan, düşmana değil soğuğa yenik düşerek can veriyor.
Bu yüzdendir ki Sarıkamış harekâtı “Sarıkamış faciası” olarak tarihe geçer. Binlerce asker bir ihtiras uğruna yok olur.

Mehmet Yılmaz 
06 Tem 2015, Puan vermedi

Aralık 1914'teki Sarıkamış harekatını konu alan bir roman. Esas karakter Faik Çavuş. Onun yanında Kadir Ağa ve Ziver gibi karakterler de var. İsmail Bilgin tarihi vesikalara dayanarak kurmuş romanını. Türk tarihinin en hazin sayfalarından birisidir Kafkas Cephesi. İnsanın içini burkan, adı gibi ardına hüzün bırakan bir roman. Haziranın sıcağında okumama rağmen Allahüekber Dağlarının o beyaz örtüsünü ve kışın soğuğunu iliklerimde hissettim. Tahmini 90.000 şehit verdiğimiz o büyük faciayı hatırlamak isteyenlere tavsiye ederim. Rahmetle anıyoruz her birini..

elif suna ayaz 
31 Tem 15:00, Kitabı okudu, 10/10 puan

okuduğum mukemmel kıtaplardan bır tanesı daha..ismail bilginin ılk kıtabını okudum ve yazarlıgına hayran kaldım..mukemmel bır anlatım. cekılen acıları ılıklerıne kadar hıssedıyor ınsan; yerı gelıyor aglıyorsunuz, yerı gelıyor acı bır tebessum oturuyor yuzunuze..cok guzel bır anlatım ve sahane bır kıtap.. okunmasını kesınlıkle tavsıye ettıgım bır eser..

Kitaptan 6 Alıntı

feyza polat 
25 Mar 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Bir kara tren, uzayıp giden raylarda sadece tutsak edilmiş Türk erlerini taşımıyordu. Vagon vagon, gönülden gönle büyüyen ve bu yolculukla her dem artan beyaz hüznü de taşıyor, Sibirya'ya götürüyordu...

Sarıkamış, İsmail Bilgin (Sayfa 297)Sarıkamış, İsmail Bilgin (Sayfa 297)
sinan makar 
13 Şub 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Kar, sağa sola serpiştiriyordu. Sarıkamış'ta beyaz bir hüzün mayalanıyordu. Bu hüzün hayalin, ümidin kaybolup gittiği, karlar içinden doğan beyaz bir hüzün idi. Bir sevgiliye, bir bekleyene kavuşmak için her çileye göğüs geren erlerdeki beyaz hüzün üşüyen gönüllerinde büyüyordu.

Sarıkamış, İsmail BilginSarıkamış, İsmail Bilgin
sinan makar 
13 Şub 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Güneş yerdeki kristal yapılı karların üzerine vurduğunda, geceleri gökteki yıldızların yere düştüğünü gördüler. Ve yerde en çok parlayan iki yıldızın anne ve babaları olduğuna inandılar. Ara sıra çıkan bir rüzgar,sanki bu yıldızların yüzünü okşuyordu.

Sarıkamış, İsmail BilginSarıkamış, İsmail Bilgin
sinan makar 
04 Şub 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

93 harbinde Aziziye tabyasında bir destan yazan kahraman kadın şimdi de bu davranışı ile küçük bir destan yazmıyor muydu? Erzurum valisi gözleri dolu dolu bunları düşünüyor, cefakar, vefakar Erzurum kadınına ne söyleyeceğini, nasıl hareket edeceğini bilmiyordu. Hemen Nene Hatunun o nasırlaşmış, derisi çatlamış, ana kokan, un kokan mübarek ellerini öptü. Nene Hatun giderken geri döndü, belli ki, Erzurum valisine bir şey soracaktı.
- Ruslar gelemez değil mi oğul?
- Gelemez Nene ana, dedi. Sen burada iken Ruslar Erzurum'a gelmeye cesaret edemezler.

Sarıkamış, İsmail BilginSarıkamış, İsmail Bilgin
sinan makar 
04 Şub 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Kar, eski, isli bir boyanın üstüne beyaz boya vuran temiz ve titiz bir boyacıyı andırıyordu. Keşke karın getirdiği beyazlık insanların kirlenen gönüllerini, ihtiraslarını da silebilse, keşke ak pak eyleyebilseydi.

Sarıkamış, İsmail BilginSarıkamış, İsmail Bilgin
sinan makar 
04 Şub 2015, Kitabı okudu, Puan vermedi

Ölmeden önce dünyanın en şerefli, en akıllı ve en kıymetli canlısı olan insan ölünce, kuru bir dal, sararan bir yaprak, yere düşen bir yağmur damlası gibi sıradanlaşıyordu.

Sarıkamış, İsmail BilginSarıkamış, İsmail Bilgin