Statü Endişesi

8,5/10  (12 Oy) · 
25 okunma  · 
11 beğeni  · 
739 gösterim
Bu kitap, hepimizin içini kemiren ancak pek nadir ifade edebildiğimiz bir korkuyu su yüzüne çıkarıyor: başkalarının bizim hakkımızda ne düşündüğü korkusu. Başarısızlığımızın toplum tarafından acımasızca yargılanacağı hissi. Bir başka deyişle bu kitap, evrensel bir endişeye, statü endişesine ayna tutuyor.
Alain de Botton, yine zarafet ve incelikle statü endişemizin nereden kaynaklandığını ve onu yenmek için neler yapabileceğimizi anlatıyor bize. Felsefecilerin, sanatçıların ve yazarların yardımıyla, statü endişesinin tarihsel öyküsünü ve tarih boyunca bu endişeyi yenmeye çabalamış hareketleri inceliyor. Toplumun acımasız yargılarına karşı kalkanlar edinen ve bu yolla mutluluğa ulaşmaya çalışan yalın ayak filozofların, üstsüz bohemlerin, komedyenlerin, şair ve ressamların bir resmi geçidini sunuyor okura.

Sonuç: bu kitap yalnızca eğlendirmiyor, düşüncelerimizi de kışkırtıyor. Felsefenin yardımıyla toplumsal kaygılarımızdan kurtulmamızı sağlayan, yürek hafifleten bir kitap.
Kitabı okuyanlar, beiki yıllardır ruhlarını kemiren statü endişesinden arınmış olacaklar.
(Arka Kapak)
Menderes Urhan 
12 Eki 2015, Kitabı okudu, 12 günde, Beğendi, 8/10 puan

Felsefenin Tesellisi kitabıyla üzerimde derin bir etki bırakan Alain de Botton, Statü Endişesi kitabıyla da bu etkiyi devam ettirdi. Bir çok yerinde, kendi fikirlerimi ve iç dünyamın yazıya döküldüğünü gördüm. Ancak ilki kadar akıcı okuyamadımsa da (benden kaynaklı olabilir) yazarın bu kitabı da kesinlikle okunacaklar listesinde yerini aldı. Gerçekten, insanın bilgi ve fikir dünyasını zenginleştiren bir çalışma.

Çağrı 
30 May 15:32, Kitabı okudu, 5 günde, Beğendi, 10/10 puan

Botton'un okuduğum ilk kitabı. Kitabı okuduktan sonra, keşke Botton ile karşılıklı sohbet edebilseydim demiştim. Statü kavramını öyle güzel anlatmış ki, keşke fikirleri tüm topluma egemen olsa. Çok daha güzel bir hayatımız olurdu...

Kitaptan 5 Alıntı

Nebahat 
25 Eyl 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bize en dayanılmaz gelen başarılar, sözde eşit olduğumuz kişilerin başarılarıdır.

Statü Endişesi, Alain De Botton (Sayfa 55)Statü Endişesi, Alain De Botton (Sayfa 55)
Nebahat 
27 Eyl 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Bir toprak parçasının etrafını çevirip 'Burası yalnızca benimdir' demeyi aklına getiren ve etrafında ona inanabilecek kadar saf insanlar bulan ilk kişi, medeni toplumların gerçek kurucusu olmuştur. Oysa biri çıkıp 'Ben bu işte yokum' dese, 'Bu dolandırıcıya kulak asmayın siz. Bu dünyanın meyveleri hepimizindir, dünya meyveleri ise hiç kimseye ait değildir! Bunu unutursak bittik demektir!' diye haykırsa...İnsan soyu bugüne kadar yaşadığı onca suçu, savaşı, sefaleti ve korkuyu yaşamamış olurdu.

Statü Endişesi, Alain De BottonStatü Endişesi, Alain De Botton
Nebahat 
27 Eyl 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

Modern dünyada, geçmişe göre gelirimiz daha fazlaymış gibi görünebilir; ancak modernitenin getirdiği zenginlik yalnızca görüntüdedir. Aslında artık daha fakiriz; çünkü beklentilerimiz fena halde tetiklenmiş, paramızın yettiğiyle elde edebildiklerimiz arasında derin bir uçurum oluşmuştur. Olduğumuzla, "aslında olabileceğimiz" kişi arasında dağlar kadar fark vardır artık. Modern toplumlar, yabanıl bir insana göre çok daha güçlü bir mahrumiyet hissiyle baş başa bırakır bizi .

Statü Endişesi, Alain De BottonStatü Endişesi, Alain De Botton
Sade-ce Kitap 
12 Eyl 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 7/10 puan

Kıskançlığı doğuran, kendimizle başkaları arasındaki oransızlık değil, aksine, yakınlıktır. Bir er, generalini değil de çavuşunu ya da onbaşısını kıskanır; aynı şekilde tanınmış bir yazar, adı sanı duyulmamış yazar çizer takımını değil de kendisiyle benzer konumdakilere hasetle bakar. Oransızlıklar ilişkiyi kesintiye uğratır; ya bizden uzakta duran şeyleri kendimizle karşılaştırmamızı engeller ya da karşılaştırmaların etkisini ortadan kaldırır.

Statü Endişesi, Alain De BottonStatü Endişesi, Alain De Botton
Nebahat 
29 Eyl 2014, Kitabı okudu, Beğendi, 10/10 puan

"Ego" muz ya da kendi kendimizi algılayışımız hava kaçıran bir balona benziyor: sönmemesi için sürekli sevgiye ihtiyaç duyuyor, hor görülmeler ve görmezden gelinmelerse onu pıs diye söndürebiliyor. İşin ilginç ve absürd yanı da bu: diğerlerinin ilgisi bizi doyasıya neşelendirirken ilgisizlik büyük bir yıkıma sürüklüyor. Bir iş arkadaşımız bize gönülsüzce selam verdi ya da ettiğimiz bir telefon yanıtsız kaldı diye dünyamız kararabiliyor. Ve biri adımızı anımsadı ya da bize mavi boncuk dağıttı diye hayat birdenbire yaşamaya değer olup çıkıyor.

Statü Endişesi, Alain De Botton (Sayfa 20)Statü Endişesi, Alain De Botton (Sayfa 20)