Taş Uykusu

6,1/10  (8 Oy) · 
14 okunma  · 
4 beğeni  · 
585 gösterim
Boğaz Köprüsü'nden kendini atmaya niyetli bir adam… Öğrencilerini taciz etmekle suçlanan bir öğretmen… Tecavüze uğramış bir kadın...

Sabahın erken saatlerinde bir belediye otobüsü günün ilk seferine çıkıyor. Direksiyonda yorgun bir şoför... İlk durakta binen yolcuyu diğerleri izliyor ve tabii, duraklar da durakları… Binenleri ve inenleriyle elli bir yolcu... Otobüsün hangi şehirde ya da hangi hatta ilerlediği; hangi yılda veya hangi yıla gittiği belli değil. Ancak yolcularının yükü belli. Boğaz Köprüsü'nden kendini atmaya niyetli bir adam. Öğrencilerini taciz etmekle suçlanan bir öğretmen. Tecavüze uğramış bir kadın… Her biri kendi kıyametini, kendi suçluluğunu ve masumiyetini, hüznünü ve şiddetini beraberinde bindiriyor otobüse.

Bu otobüsün yolcularına "şöyle bir bakıp" geçemeyeceksiniz. Bundan sonra bindiğiniz otobüslerde insanlara daha farklı bakmadan edemeyeceksiniz. Ne de olsa hepimiz aynı yolun yolcusuyuz!

Görmekten kaçındığımız, kazara göze çarpınca yüzümüzü buruşturduğumuz, üzeri gazeteyle örtülen, mutluluk haplarıyla unutturulmak istenen sokaktaki gerçeği bir belediye otobüsünün içine sığdırmış Tohumcu.
-Irmak Zileli-
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2015
  • Sayfa Sayısı:
    104
  • ISBN:
    9786050927993
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:
Ebru Hacıalioğlu 
29 Ağu 2015, Kitabı okudu, 6/10 puan

Bir otobüse bindiğinizde gerçekten insanları izleyip onlara kafa sesi eklerseniz böyle bir roman çıkardı kesin.
Oldukça detayla işlenebilecek bir konu aslında fakat bana bir romanı hatırlattı: Konstantiniyye Oteli'ni. Hemen tüm karakterler bir yandan işlerini yaparken bir yandan da hayatlarındaki önemli mevzuları düşünüyorlardı. Burada da aynı durum söz konusu. Otobüse binen herkes, şoför dahil, kendi hayatlarını düşünüp sorgularken bir yandan da diğer yolcuların hareketlerini izleyip anlam yükleyip, yolcularla küsüp, barışıp, bağırıp çağırıp duruyorlar içlerinden. Ama yolcuların kendi içlerindeki diyaloglar yazım şekli olarak oldukça yorucu.
Kısa bir kitap olmasına karşın zor okunuyor.

Kitap her yerde okunur 
23 Kas 20:10, Kitabı okudu, 1 günde, Beğendi

Her gün hepimiz toplu taşım araçlarını kullanırız. O araçlarda eğer elimizde bir kitap , okuma halinde değilsek, farkında olmadan , kendimizi otobüse binmiş olanları tepeden aşağı izler buluruz. Ne giymiş, ne takmış, saçını nasıl yapmış,elinde ne taşıyor...acaba mesleği nedir?
Ya da kafasının içinden neler geçiyor?
İşte Aslı Tohumcu da neredeyse bir otobüs insanın ( elli kadar) tek tek aklından geçenleri bize , kendi düşünceli ile sunmuş ama ne sunuş!

Okurken, anlatılanlar içindeki şiddet karşısında irkildim ve kullanılan dilde de tiksinti duydum. Tamam anlatılanlar, şiddeti onaylamıyor. Ama şiddetin insanların kafalarının içinde hep gezindiğini, yaşamının en doğal seyrinde yer aldığını anlatıp, okuyanı dehşete düşürebiliyor.

Kitabın çıkış noktasını sevdim ama metinlerde anlatılanlar beni biraz rahatsız etti. Zaten yazarın amacı da tam da bu, rahatsız etmek , şöyle bir dürtmek ve birilerini o derin taş uykusundan uyandırmak...

Alıntılar: "Ara sıra karşımızdakini yok etme arzusu duymamız tamamıyla normaldir. Ama bunu eyleme dökmemiz başka faktörlere bağlıdır; sosyal ve ekonomik şartlara."
"... terör denilen şey tam budur işte; bir toplumu dehşete ve paniğe düşürmektir."

Serdar Poirot 
15 Haz 09:34, Kitabı okudu, 1 günde, Beğendi, 10/10 puan

Dikkat spoiler içerir.
Son derece güzel bir hikaye. Bir otobüs şoförü, sabah besmele ile otobüse biner ve ilk seferine çıkar. Yıllar boyunca bu işi yaptığı için otobüse binen insanların ciğerini okuyabilmektedir. Ve otobüse binenlerin hikayeleri başlar. Polis olmak isteyenler, sevgilileri ile sorunları olanlar, çingeneler, aşırı dindarlar, sapıklar, enteller, kısacası her türden insan vardır ve şoförün korktuğu gibi her an bir kavga çıkabilir otobüste. Oldukça etkileyici ve trajik hikayeler vardır otobüsün içinde. Mutlaka okunması gereken kitaplardan biri.

Kitaptan 1 Alıntı