Yakalanan Zaman Kayıp Zamanın İzinde - Yedinci Kitap

9,6/10  (7 Oy) · 
19 okunma  · 
8 beğeni  · 
905 gösterim
"Böyle bir kitabı yazmayı başaran kişi ne kadar mutlu olurdu! O kitabı yazmak ne büyük emek gerektirirdi! Bir fikir verebilmek için, en yüce, birbirinden en farklı sanatlarla karşılaştırma yapmak yerinde olur; çünkü böyle bir kitaptaki karakterlere hacim kazandırabilmek için her birinin farklı yönlerini göstermek zorunda olan yazarın, kitabını titizlikle, birliklerini sürekli yeniden gruplandırarak, tıpkı bir saldırı gibi hazırlaması, bir yorgunluk gibi ona tahammül etmesi, bir kural gibi kabullenmesi, bir kilise gibi inşa etmesi, bir perhiz gibi ona uyması, bir engel gibi aşması, bir dostluk gibi fethetmesi, bir çocuk gibi aşırı beslemesi, bir alem gibi yaratması ve üstelik, açıklaması muhtemelen ancak başka alemlerde bulunabilecek, önsezisi bizi hayatta ve sanatta en çok duygulandıran şey olan o muammaları da göz ardı etmemesi gerekir. Bu tür büyük kitaplarda öyle bölümler vardır ki, zamansızlıktan, taslak halinde kalmışlardır ve mimarın planı fazlasıyla kapsamlı olduğundan, muhtemelen hiçbir zaman tamamlanamayacaklardır. Tamamlanmamış nice büyük katedral mevcuttur."

Ama biri tamamlandı: Swann'ların Tarafı'nda, Guermantes Tarafı'nda, Çiçek Açmış Genç Kızların Gölgesi'nde, Zaman'ın dev katedrali, Zaman'ın izinde sürülen dev yolculuk.

Proust'un "Kayıp Zamanın İzinde" attığı yedinci ve son adım.
  • Baskı Tarihi:
    2002
  • Sayfa Sayısı:
    360
  • ISBN:
    9789750803291
  • Orijinal Adı:
    Le Temps Retrouve - A la recherche du temps perdu
  • Çeviri:
    Roza Hakmen
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

10 Mayıs’ta başlayan okuma maceram şu an bitti. Dünyanın en uzun romanını, yaklaşık bir buçuk milyon kelimeden oluşuyor, okumanın vermiş olduğu mutluluğu tarif edemem. Edebiyat özgeçmişime katmış olduğum en büyük değerlerden biri oldu kesinlikle. Zorlu ama edebi hazların en büyüğünü yaşadığım seri hakkında son kez bir şeyler yazmak istiyorum.
Çaya batırılan bir madlenin zihinde oluşturduğu tahayyüllerin genişliği… Her şey bununla başladı ve geçmiş bütün şeffaflığıyla gün yüzüne çıktı. Gerçekliğin en derinlerde gizli olduğunu vurguluyordu Proust. Peki neydi bu gerçeklik? Madden elle tutulan bir şey miydi yoksa başka bir şey mi? Proust’a göre gerçeklik hislerimizde gizlidir. Bir nesnenin evrende kapladığı alan o maddenin özünü belirtmez. Nesnenin özü üzerine işlenmiş duyguların toplamına eşittir. Herkesin o nesne üzerindeki hissiyatı farklı olacağına göre bir nesne sadece kapladığı alan kadar değil, sonsuz boyuttaki duyguların toplamı kadardır.
Bir nesnenin gerçek olup olmadığı neye bağlıdır? Odamızda bulunan bir ayna sadece sırmalı bir taştan ibaret midir yoksa aynayı gördüğümüzde, aynanın bize aktardığı duygular da gerçekliğe katkıda bulunur mu? Proust’a göre gerçeklik, üzerine anlam yüklenen nesne ile hatıralarımız arasındaki bağlantıdır.
Yukarıdaki kısım ve bir önceki incelememdeki kısımlar Proust’un seriyi yazarken bizlere aktarmak istediği gerçeklik kavramının bende oluşturduklarıdır. Bunları okuyunca seriyi anlamış olacağınızı düşünmeyin çünkü karşınızda sizin algılarınıza bağlı anlamlaşan bir eser mevcut. Bütün bu yazdıklarım eserin bende yarattıklarıdır. Bir başkasında çok daha farklı izlenimler oluşabilir.
Peki Proust bu seriyle başka neyi amaçlamış olabilir? Büyük eserlerin ortak özelliklerinden biri olan insanı insanı anlatma durumu bu seride de mevcut. Daha önceki incelemelerimde seriyi okurken hayatı da okuyor insan diye belirtmiştim. Buna katkı olarak şunu da çok rahat söyleyebilirim ki seride kendini okuyor insan. Yani yozlaşmış, evrende ne için var olduğunu bilmeyen, düşünmeyen, sorgulamayan, aç gözlü insanı okuyorsunuz, bizleri okuyorsunuz.
Son kitapta kayıp zamanı arıyor Proust. İnsan bu kitapta anlatıcımızı yaşlanmış olarak buluyor (bu kısım can alıcı nokta olmadığı için belirtmekte sakınca görmedim) ve hüzünleniyor. Bir önceki kitapla bu kitap arasındaki zaman farkı yaklaşık yirmi yıl. Proust geçen bu yirmi yılı idrak edemiyor. Yaşlanmış olduğunu ve çevresindeki her şeyin de kendisiyle birlikte değiştiğini kabullenmesi baya uzun sürüyor. Kişilere ve nesnelere baktıkça yarı saydam bir tabaka görüyor. Zaten seride nesneleri tanımlarken sürekli kullandığı bu yarı saydam tabiri daha önce de dikkatimi çekmişti. Şunu anladım ki bu sözcük serideki kilit noktalardan biri. Proust nesneleri zamandan ayrı düşünüyor ve nesneleri herkesin gördüğünden farklı görüyor. Bunun nedeni de işte bu yarı saydamlık. Nesneler üzerindeki yarı saydamlık o nesnenin farklı boyutlardaki karşılığını belirtiyor. Kimsenin göremediği ama Proust’un insanların görmesini istediği bu saydamlık kalktığı zaman gerçek nesne ve zaman ortaya çıkacak. Kayıp zaman bu zaman mıdır bunu seriyi okuyacaklara bırakmak istiyorum. Benim cevabım bende kalsın.
Proust şimdiki zamanın geleceği etkilediği kadar geçmişi de etkilediğini söylüyor. Sırf bu düşünce hakkında sayfalarca yazı yazabilirim.
Seri hakkında daha çok konuşulacak ve tartışılacak konu var. Ben burada incelememi noktalamak istiyorum. Bittiğine sevinmedim aksine hep devam etmesini istedim. Kayıp Zamanın İzinde hayatıma yön veren metinlerin arasına girmiş oldu. Yardımlarından ve katkılarından dolayı sitedeki isimlerini vermeme gerek olmayan okur dostlarıma teşekkür ediyorum. Edebiyatı her zaman ciddiye aldığımdan ve hayatımın vazgeçilmezi kıldığımdan böyle cümleler kuruyorum. Bazılarına gereksiz gözükse de edebiyatı el üstünde tutan insanların faydalanacağı incelemeler yapabildiysem kendimi çok mutlu hissedeceğim. Herkese iyi okumalar diliyorum.

Kitaptan 26 Alıntı

...gerçek kitaplar, aydınlığın ve sohbetin değil, karanlığın ve sessizliğin ürünü olmalıdır.

Yakalanan Zaman, Marcel Proust (Sayfa 219 - YKY)Yakalanan Zaman, Marcel Proust (Sayfa 219 - YKY)

İnsanlar ço­ğunlukla sevmek ister, ama bunu nasıl yapacaklarını bilmezler; yenilgi peşinde koşar, ama bulamazlar; deyim yerindeyse, özgürlüğe mecbur olurlar.

Yakalanan Zaman, Marcel Proust (Sayfa 202 - YKY)Yakalanan Zaman, Marcel Proust (Sayfa 202 - YKY)

Kaba kuvvet gösterilerine tapınarak yeti­şen bir nesilden ne gibi bayağı, başıbozuk askerler çıkacağını tahmin etmek zor değil.

Yakalanan Zaman, Marcel Proust (Sayfa 89 - YKY)Yakalanan Zaman, Marcel Proust (Sayfa 89 - YKY)

...çok fazla düşündüğümüz şeyler, sonunda aşırı doygunluk noktasına ulaşır.

Yakalanan Zaman, Marcel Proust (Sayfa 40 - YKY)Yakalanan Zaman, Marcel Proust (Sayfa 40 - YKY)

"benim en istemediğim şey, temelsiz bir barış";
"en korktuğum şey ne, biliyor musunuz? Meclis"

Yakalanan Zaman, Marcel Proust (Sayfa 99 - YKY)Yakalanan Zaman, Marcel Proust (Sayfa 99 - YKY)

...insanların değerini ölçmekten âciz olan kişiler, onları sınıflandırmak için modanın belirlediği ilkeleri benimserler. Bir nesildeki değerli insanları tüketmek şöyle dursun, yanlarına yaklaşamamışken, hepsini toptan silerler, çünkü yeni nesil de önceki nesilde olduğundan daha da anlaşılamayacak olan yeni bir yaftayla ortaya çıkmıştır.

Yakalanan Zaman, Marcel Proust (Sayfa 77 - YKY)Yakalanan Zaman, Marcel Proust (Sayfa 77 - YKY)

"buğday tanesi yere düşüp ölmezse, o yalnız kalır; fakat ölürse, çok mahsül verir".

Yakalanan Zaman, Marcel Proust (Sayfa 355 - YKY)Yakalanan Zaman, Marcel Proust (Sayfa 355 - YKY)
3 /

Kitapla ilgili 1 Haber