Ömer Seyfettin

Ömer Seyfettin

Yazar 7.6/10 · 255 Oy · 29 kitap · 3709 okunma ·  137 beğeni

Yazarın Bilgileri

  • Yazarın Adı:
    Ömer Seyfettin
  • Ünvan:
    Yazar
  • Doğum:
    Balıkesir 11 Mart 1884
  • Ölüm:
    İstanbul 6 Mart 1920

Sponsorlu Bağlantı Reklamları Kapat

Yazar İstatistikleri

137 okur beğendi.
255 puanlama · 2 alıntı
1 haber · 2.256 gösterim
3.709 okur kitaplarını okudu.
12 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
1 okur kitaplarını şu anda okuyor.
1 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Ömer Seyfettin'in Biyografisi

Ömer Seyfettin (d. 11 Mart 1884 Gönen Balıkesir, – ö. 6 Mart 1920 İstanbul), Türk edebiyatının önde gelen hikâye yazarlarındandır. Asker, şair ve güçlü bir edebi yeteneği olan bir öğretmendir. Türk kısa hikâyeciliğinin kurucu ismidir. Ayrıca edebiyatta Türkçülük akımının kurucularındandır. Türkçe'de sadeleşmenin savunucusudur. Kısa ömrüne pek çok sayıda eser sığdırmıştır.rnrn1884 yılında Gönen'de (Balıkesir) doğdu. Yüzbaşı Ömer Şevki Bey'le, Fatma Hanım'ın ikisi küçük yaşlarda ölen dört çocuğundan birisidir. Öğrenimine Gönen'de bir mahalle mektebinde başladı. Ömer Şevki Bey'in görevinin nakli dolayısıyla Gönen'den ayrılan aile İnebolu ve Ayancık'tan sonra İstanbul'a geldi.rnrnÖmer Seyfettin, önce Mekteb-i Osmanî'ye, 1893 ders yılı başında da Askerî Baytar Rüştiyesi'ne kaydedildi. Bu okulu 1896'da tamamlayarak Edirne Askerî İdadîsi'ne devam etti. 1900'de İdadî'yi bitirerek İstanbul'a döndü. Burada Mekteb-i Harbiye-i Şahâne'ye başladı. 1903 yılında Makedonya'da çıkan karışıklık üzerine "Sınıf-ı müstacele" denilen bir hakla imtihansız mezun oldu.rnrnÖmer Seyfettin, mezuniyetten sonra piyade asteğmeni rütbesiyle, merkezi Selanik'te bulunan Üçüncü Ordu'nun İzmir Redif Tümeni'ne bağlı Kuşadası Redif Taburu'na tayin edildi. 1906'da İzmir Jandarma Okulu'na öğretmen olarak atandı. Bu, Ömer Seyfettin için önemlidir; zira bu vesileyle İzmir'deki fikrî ve edebî faaliyetleri takip edecek ve bunlar içerisinde yer alan gençlerle tanışacaktır. Nitekim batı kültürünü tanıyan Baha Tevfik'ten Fransızca bilgisini artırmak için teşvik gördü; Necip Türkçü'den ise sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat konusunda önemli fikirler aldı.rnrnÖmer Seyfettin Ocak 1909'da Selanik Üçüncü Ordu'da görevlendiridi. Selanik'te çıkmakta olan Hüsün ve Şiir dergisinin ismi Akil Koyuncu'nun istek ve ısrarı üzerine Genç Kalemler'e çevrildikten sonra 11 Nisan 1911'de Ömer Seyfettin'in Yeni Lisan isimli ilk başyazısı imzasız olarak yayımlandı.rnrnGenç Kalemler yazı heyetini oluşturanlar Balkan Savaşı'nın başlaması üzerine dağılmak zorunda kaldı. Ömer Seyfettin yeniden orduya çağrıldı, Yanya Kuşatması'nda esir düştü. Nafliyon'da geçen 1 yıllık esareti sırasında sürekli okumuştu. "Mehdi", "Hürriyet Bayrakları" gibi hikâyelerini bu dönemde yazdı. Hikâyeleri Türk Yurdu'nda yayımlandı. Esareti süresince gerek okuyarak, gerekse yaşayarak yazarlık hayatı için önemli olacak tecrübeler kazandı.rnrnÖmer Seyfettin 1913'te esareti bitince İstanbul'a döndü. 23 Ocak 1913'te Enver Paşa'nın organize ettiği Babıali Baskını'na katıldı. Daha sonra askerlikten ayrıldı, yazarlık ve öğretmenlikle hayatını kazanmaya başladı. Türk Sözü dergisinin başyazarlığına getirildi ve burada Türkçü düşüncenin sözcülüğünü yapan yazılar yazdı. 1914 yılında Kabataş Sultanisi'nde öğretmenlik görevine başladı ve bu görevini ölümüne kadar sürdürdü.rnrn1915'te İttihat ve Terakki Fırkası ileri gelenlerinden Doktor Besim Ethem Bey'in kızı Calibe Hanım'la evlenmiştir. Bu evlilik Güner isimli bir kız çocuğuna rağmen bozulunca tekrar yalnızlığına döndü.rnrn1917'den ölüm tarihi olan 6 Mart 1920'ye kadar geçen zaman birçok acı ve sıkıntıya rağmen verimli bir hikâyecilik dönemini içine alır. Bu dönemde 10 kitap dolduran 125 hikâye yazdı. Hikâye ve makaleleri Yeni Mecmua, Şair, Donanma, Büyük Mecmua, Yeni Dünya, Diken, Türk Kadını gibi dergilerle Vakit, Zaman ve İfham gazetelerinde yayımlandı. Bir yandan öğretmenlik yapmayı sürdürdü.rnrnHastalığı 25 Şubat 1920'de artınca yazar, 4 Mart'ta hastahaneye kaldırıldı. 6 Mart 1920'de hayata gözlerini yumdu. Önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı'na defnedilir. Daha sonra mezarı buradan yol geçeceği veya araba garajı yapılacağı gerekçesiyle 23 Ağustos 1939'da Zincirlikuyu Mezarlığı'na nakledildi.rnrnEn yakın arkadaşı Ali Canip Yöntem, onun hayatını ve mizacını anlatan, en kuvvetli hikâyelerini içeren Ömer Seyfettin ve Hayatı adlı bir kitap yazdı ve bu kitap 1935 yılında yayımlandı. Kısa bir süre sonra da bütün hikâyeleri bir kitap serisi halinde basılmıştır ve bu hikâyeler günümüzde de okunmaktadır.

Ömer Seyfettin'in Kitapları Kitap Ekle

7.7/10 ·  84 Oy ·  1.226 Okunma
8.0/10 ·  29 Oy ·  463 Okunma
7.5/10 ·  22 Oy ·  272 Okunma
6.7/10 ·  22 Oy ·  206 Okunma
8.2/10 ·  6 Oy ·  169 Okunma
8.4/10 ·  7 Oy ·  138 Okunma
8.8/10 ·  4 Oy ·  134 Okunma
8.6/10 ·  7 Oy ·  90 Okunma
8.0/10 ·  6 Oy ·  86 Okunma
6.4/10 ·  8 Oy ·  80 Okunma
7.2/10 ·  6 Oy ·  55 Okunma
5.5/10 ·  2 Oy ·  39 Okunma
Bütün Kitapları Göster

Ömer Seyfettin'dan Alıntılar Alıntı Ekle

1.

'' Dünyanın hangi dersanesine gitseniz ırk nazariyesinin reddedildiğini görürsünüz. Hiçbir yerde saf bir ırk kalmamıştır. Fakat milletler vardır. Milletler de lisan, terbiye, maarif ve din gibi vahdetlerin topladığı mecmua vardır. O halde biz de "Türk" derken ırk ve kan cihetlerini derin derin araştırmamalıyız. Bir ferdin Türk olmak için Türkçe konuşması, Müslüman olması, Türk terbiye ve örfünün içinde yaşaması kafidir. ''

Ömer Seyfettin
2.

'' 1863'de Macar Bilgini Vanbery'nin bütün batı alemine DÜNYANIN ÇATISI olarak ilan ettiğin ve tanıttığı TURAN, binbir facia, tehdit ve tehlike içinde olduğu halde 1963'de de Fransız yazarı Robert Guillain'in dediği gibi ASYANIN STRATEJİK KALBİ olarak yaşamakta ve çarpışmakta devam ediyor. Gençler görüyorsunuz ki: TURAN hala kanayan ve yaşayan bir ülkedir. ''

Ömer Seyfettin

Ömer Seyfettin ile iligli okur yorumları Yorum Ekle

1.

İtiraf ediyorum hikayelerini şu yaşımda ve bir kez daha okuduğumda anladım ne kadar muhteşem bir yazar olduğunu. Alexandra Cavelius'un "Leyla " kitabını okuduğumda bu kadar korkunç bir kitap daha okumam, görmem sanmıştım ki "Beyaz Lale" yi okudum ve kanım dondu. O zamanda bu kadar duru bir anlatımla, bu kadar etkileyici bir hikaye... İnanamadım. Ustalara boş yere usta demiyorlarmış yani.

Yazarı beğendiği yazarlara ekledi.