Cafer Efe son mecaliyle kolları arasında olduğu Selim Bey’e konuştu: “Sana vasiyetimdir Selim Bey. Burayı terk et, anamı bul. Anam ‘eğer kurşunu sırtından yersen hakkım sana helal değildir’ derdi. Görüyorsun ya Selim Bey, ben kurşunu tam göğsümden yedim. Kaçmadım. Var git anama böyle söyle.” Renkli gözleri huzur içindeydi. Son nefesini Selim Bey’in kolları arasında vermişti.
Çoban diğer yanında mevzilenmiş Ters
Rıdvan ile Akif’e bakıp bağırdı: “Yiğitlerde ne yoktur?” Katlanarak artan düşman karşısında adeta ilahi bir güçle direnen iki zeybek aynı
tonla cevapladılar: “Merhamet!” Çoban devam etti: “Yiğitler yağı nerde kavururlar?” Cevap aynı şiddetle geliyordu: “Zalim göbeğinde!” Çoban: “Yiğit kime derler?” Aynı sesle: “Sözünde durup Efesiyle ölene!” Çoban: “İnsan dünyaya niçin gelir?” Aynı sesle: “Ölmek için!”