"Sonuçta o, birkaçı isyankâr bir kaçı itaatkar şans eseri aynı yerde bulunan beş altı kişinin Allah’ıydı. Sorgulanabilir miydi? Hangi kulu ses çıkartabilirdi? Kendisi dışında herhangi birine dokunan zarar sadece ahlaklı insanların canını sıkabilirdi. Ahlak ise en az otoritesini yok sayanları cezalandırmak için can atan tanrı kadar büyük bir kurmacaydı."
"Selim Bey de öngördüklerinin gerçekleşmesinin kendisine bir şey kazandırmadığını çok iyi biliyordu. Hayatında 'ben söylemiştim' gibi anlamsız kalan ve kişiye kuru bir gururdan başka yararı dokunmayan sözcüklere yer vermemeyi öğrenmişti. Sonuca bakıyordu. Değiştirebilecekleriyle ilgileniyordu."
"Hayatın herkese eşit davranmadığını çabuk sindirip her şeye rağmen devam edebilmiştir. Zaten bu yüzden efsanedir. Yaşanılan başarısızlık ya da şanssızlığın amacının kişiyi kendi özgün yazgısına döndürmek olduğunu bilir."