Hatırlıyorum, bir iki yazarın gülle gibi cümlelerini, filozofların kestikleri raconu: “Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir.” Yanılıyor hepsi de. İnsan, hiçbir şeyi değil, her şeyi bildiği için mutsuz. Ben her şeyi biliyorum. Ve bunlar, yürürken dengemi bozacak kadar ağır geliyor. Tek isteğim kurtulmak hepsinden, bütün bilgilerden, bütün düşüncelerden. Geri dönmek hiç doğmamış Kayra’ya.
Dünyada kutlanması gereken unutma günleri olması gerektiğini düşünmeye başlamıştım. Yılda bir gün, dünya halkları birbirlerine yaptıklarını, çektikleri ve çektirdikleri acıyı unutmalı. Hayal edebiliyordum unutan halkların kahkahalarının yükselişini.
Üçüncü dünya ülkelerindeki insanlar arabalarını, kamyonlarını boyarlar, üzerlerine resimler çizip, yazılar yazarlar. Çünkü Üçüncü Dünya ülkesi insanı bindiği makineyi icat etmemiştir. İcat edilmediği için kendini yakın hissetmez. Sahibi gibi, karakter kazanıp kişileştirilmesi gerekir arabanın. Kullandığı ithal makineye isim takıp sadece kendine has şekil ve yazılarla damgalaması, Üçüncü Dünya'nın asla çıkmayacağını gösterir. Birileri, sahip olduğu aleti boyamaktan vazgeçene kadar da yok olmaz!.. Kadın suratını boyar. Çünkü suratı kendisine değil, güzelliğini takdir edecek olan erkeğe aittir. Kimsenin kendi yarattığı bir boku boyamaz!..