Halil Ç

Halil Ç
@01Halil
Ölüm döşeğinde bir ihtiyar tanımıştım. İnsanlara gerçekten bakmak istiyorsan oğlum, onların sana bakamayacağı bir yere git demişti. Kıyametin ortasına git. O kadar yaşlıydı ki, öldükten bir hafta sonra sanki on sene önce ölmüş gibi düşünmeye başlamıştı herkes. Ölenlerin ölü taklidi yaptığını düşünüyordum ben o zaman. Yaşayanların yaşıyor taklidi yaptığını hissediyorum şimdi. Toplum değil toplu mezar...
Reklam
​Her şeyi anlamak zorunda değiliz. Kaç yaşında olduğunu anlamak için kesilir mi bir ağaç? Bir dalgıç nasıl siler gözyaşlarını? Kederli günlerde bağlanmaya daha açık oluyor insan. Ama zaten her şey yolunda giderken kim sevebilir? Bizi bir araya getiren sebepler, ayıran sebeplerle aynı...
Sayfa 64
Kimse kimseye bakmıyor. Kimse kimseyi görmüyordu! Oysa bir birbirlerini görseler her şey değişecekti. İnsan insanı görebilse dünya bambaşka bir yer olacaktı! Çünkü insanın doğasında gördüğüne inanmak vardı.
Sayfa 360·Kitabı okuyor
Sadakayla sadakatin kökeni aynı. Niye sence? Çünkü birilerinin sana sadık kalmasını istiyorsan onlara sadaka vereceksin! Ama tabii bunun için de ilk yapman gereken şey, insanları sadakaya muhtaç hale getirmek!
Sayfa 275·Kitabı okuyor
İnsanın yüzü antika müzik setlerindeki ekolayzır, bir borsa tabelası ya da hava durumunu gösteren bir tablo gibiydi. Dolayısıyla sözlük anlamının yanında, her kelimenin bir de mimik anlamı vardı. Yani kimin ağzından çıktıysa yüzünün o anki ifadesinin kelimeye kattığı ikinci bir anlam... Ancak mimik anlam daima yoruma açıktı. Üstelik bütün o ekolayzırlar, tabelalar ya da tablolar çoğunlukla yanlış göstergelerdi. İnsanın yüzü, doğuştan bozuk bir barometreydi. Sonuçta doğar doğmaz, avazı çıktığı kadar ağlayan bir yaratıktı.
Sayfa 139·Kitabı okuyor