Vatan… Yeri geldiğinde bir insanın geleceğini, hayallerini, hatta en değerli varlığını canınıgözünü kırpmadan feda edebildiği toprak parçası. Toprak sadece üzerinde yürüdüğümüz yer değildir. geçmişimizin, şimdiki zamanımızın ve çocuklarımıza bırakacağımız yarınların adıdır. Bir milletin hafızası, bir halkın kaderi o toprağın içinde saklıdır. O yüzden vatanın her karışı, sıradan bir yer değil; bedeli kanla, emekle, acıyla ödenmiş kutsal bir emanet gibidir.Bugün, bu kutsal emanetin uğruna canlarını veren yirmi kahramanımız, toprağa verilmek üzere memleketlerine götürülecek. Her birinin ardından kalan bir hikâye, yarım kalmış bir cümle, sevdiklerinin yüreğine saplanan bir sızı var. Annelerinin gözlerindeki boşluk, babalarının omuzlarına çöken o ağır yük, kardeşlerinin titreyen sesleri… Bunları izlerken, onların acısı insanın yüreğine bir taş gibi oturuyor.Bazı şehitlerimizin geçmiş paylaşımlarında, bu vatan uğruna ölmek istediğini yazdığını gördük. Belki gençliklerinin bir cesareti, belki de içlerinde taşıdıkları büyük idealin sesiydi bu… Ama her ne olursa olsun, ölüm herkesin kapısını çalar; şehitlik ise çok az kişiye nasip olur. Bu mertebenin kutsiyeti de, geride kalanların acısının büyüklüğü de bundandır.Aziz şehitlerimizin ruhu şad olsun. Bugün toprağa emanet edilen her bir kahramanın hatırası, bu milletin kalbinde sonsuza dek yaşayacak. Ve umarım bir gün, onların uğruna can verdiği bu vatan; adaletin, huzurun, birliğin, kardeşliğin gerçekten yeşerdiği bir yurt olur… Onların fedakârlığını hak eden bir yurt.“…diyerek sözlerimi Yahya Kemal Beyatlı’nın sözüyle tamamlıyorum:
“Her karış toprağın üstünde bir şehidin kanı var;
Bu topraklar, ancak onunla vatan oldu.”