Havva

Havva
Insan her daim yaşadigi anı kiymetini bilmeliydi.Başımıza gelen her kötü şeyin bize öğretmek istediği bir amacı vardı.Bazen iyi bazen kötü .Bazen de,yaşamamak için ne kadar uğraşsa da o anı yaşardı insan..
Aziz Şehitlerimize Veda
Vatan… Yeri geldiğinde bir insanın geleceğini, hayallerini, hatta en değerli varlığını canınıgözünü kırpmadan feda edebildiği toprak parçası. Toprak sadece üzerinde yürüdüğümüz yer değildir. geçmişimizin, şimdiki zamanımızın ve çocuklarımıza bırakacağımız yarınların adıdır. Bir milletin hafızası, bir halkın kaderi o toprağın içinde saklıdır. O yüzden vatanın her karışı, sıradan bir yer değil; bedeli kanla, emekle, acıyla ödenmiş kutsal bir emanet gibidir.Bugün, bu kutsal emanetin uğruna canlarını veren yirmi kahramanımız, toprağa verilmek üzere memleketlerine götürülecek. Her birinin ardından kalan bir hikâye, yarım kalmış bir cümle, sevdiklerinin yüreğine saplanan bir sızı var. Annelerinin gözlerindeki boşluk, babalarının omuzlarına çöken o ağır yük, kardeşlerinin titreyen sesleri… Bunları izlerken, onların acısı insanın yüreğine bir taş gibi oturuyor.Bazı şehitlerimizin geçmiş paylaşımlarında, bu vatan uğruna ölmek istediğini yazdığını gördük. Belki gençliklerinin bir cesareti, belki de içlerinde taşıdıkları büyük idealin sesiydi bu… Ama her ne olursa olsun, ölüm herkesin kapısını çalar; şehitlik ise çok az kişiye nasip olur. Bu mertebenin kutsiyeti de, geride kalanların acısının büyüklüğü de bundandır.Aziz şehitlerimizin ruhu şad olsun. Bugün toprağa emanet edilen her bir kahramanın hatırası, bu milletin kalbinde sonsuza dek yaşayacak. Ve umarım bir gün, onların uğruna can verdiği bu vatan; adaletin, huzurun, birliğin, kardeşliğin gerçekten yeşerdiği bir yurt olur… Onların fedakârlığını hak eden bir yurt.“…diyerek sözlerimi Yahya Kemal Beyatlı’nın sözüyle tamamlıyorum: “Her karış toprağın üstünde bir şehidin kanı var; Bu topraklar, ancak onunla vatan oldu.”
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Atatürk’ün Voltaire okurken altını çizdiği not: “Bir arkadaşa ihtiyacım var. Şimdiye kadar hiç olmadı. Kalbimin ihtiyacı var…”
“Bir gün elbette güneş doğacak, yeter ki vazgeçmeyelim.” M.Kemal Atatürk
Bugün 10 Kasım.
Sabah siren sesiyle birlikte her şey bir anlığına duruyor. Sonra sessizlik çöker. O sessizlikte ne kadar çok şey var aslında… bir teşekkür, bir özlem, biraz da suçluluk gibi.Atatürk’ü sadece bir tarih kitabının sayfalarında değil, bazen bir çocuğun meraklı bakışında, bazen bir kadının dimdik duruşunda, bazen de birinin “Ben elimden geleni yapmaya çalışıyorum” deyişinde görüyorum.Çünkü o sadece bir komutan değildi.Bir halkı yeniden ayağa kaldıran, “olmaz” denileni olduran bir inançtı.Atatürk’ü sadece bir tarih kitabının sayfalarında değil, bazen bir çocuğun meraklı bakışında, bazen bir kadının dimdik duruşunda, bazen de birinin “Ben elimden geleni yapmaya çalışıyorum” deyişinde görüyorum.Çünkü o sadece bir komutan değildi. Bir halkı yeniden ayağa kaldıran, “olmaz” denileni olduran bir inançtı. Ben bazen düşünüyorum; acaba o da yorulmuş mudur hiç? Bir akşam, herkes uyuduktan sonra yalnız kaldığında, “Yapabilecek miyim gerçekten?” diye sormuş mudur kendi kendine?Bence sormuştur.Ama o yine de devam etti. Çünkü o biliyordu: umut bir kişiden başlar, sonra bir millete yayılır. 10 Kasım benim için sadece bir yas günü değil.Bir hatırlama günü. Bir “Ben de elimden geleni yapıyor muyum?” diye kendime sorma günü. O yüzden her 10 Kasım’da içimden sessizce söylerim:Sen gittin ama izlerin gitmedi. Bir ülkeye adını yazdırdın, bize de yolunu.
Bir umudun peşinde yıllarımı bıraktım.