Havva

Havva
Insan her daim yaşadigi anı kiymetini bilmeliydi.Başımıza gelen her kötü şeyin bize öğretmek istediği bir amacı vardı.Bazen iyi bazen kötü .Bazen de,yaşamamak için ne kadar uğraşsa da o anı yaşardı insan..
Muhabbet, bedene değil, ruhadır. Muhabbet, bedenle değil, ruhladır. O yüzden beden ölse bile muhabbet ölmez. Muhabbet, ruhumuzla beraber ahirete gider. Kişi bu yüzden ahirette sevdiğiyle beraberdir. Bu yüzden sevdiğimizin kaderinden pay alırız. Kime muhabbet duyuyorsak o oluruz.Diğer taraftan kişi, muhabbet duyduğuna karşı uzak olmamayı tercih eder. Davranışlarıyla ona yaklaşmaya çalışır. Gözden ırak tutmayarak iletişim kurmanın yollarını arar. Geçtiği yolları arşınlar, sözünü yere düşürmez, kıymet verdiğini hissettir. Gerisi lafügüzaf.Yani gözden ırak olan gönülden de ırak oluyorsa ortada sevgi de yoktur muhabbet de. Kilometrelerce uzakta olunsa bile ruhlar aynı yöne dönüyorsa, kalp aynı idealler için atıyorsa, muhabbet duyulana dair bir söz nabızda oynama yapıyorsa işte muhabbet budur, sevgi de budur.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık; para, mal mı çalmaktır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında solmaz mı? Öldürmek için silah, hançer mı olmalı? Saçlar bağ, gözler silah, gülüş, kurşun olamaz mı? Victor Hugo.
Bazen kaçabilsin ve bazen de biraz kendini dinleyebilsin diye, Allah her insana müstakil bir dünya verdi; kulun kendine ait bir dünya! Kitap okurken, müzik dinlerken, tabiat ile hemhalken, ibadetle meşgulken ve de hassaten yalnızken; kapıları açılıyor.Kavgalar, sancılar, uzun geceler boyu uykudan alıkoyan düşünceler, nihayet son bulacak. Fakat geride biraz tortusu kalacak. İnsanı insan yapan da budur; hüznünden, kederlerinden, buhranından ve de azaplarından geriye kalandır.
ABD Enerji Bakanlığına bağlı Argonne Laboratuvarında çalışan fizik profesörü Saw Wai Hla öncülüğündeki bir araştırma takımı, yalnızca tek bir atomun X ışınıyla elde edilen ilk sinyalini yakaladı. Bilim insanlarının çığır açan başarısı, maddelerin tespit edilme şeklinde devrim yaratabilir.X ışınları, Wilhelm Roentgen tarafından 1895 yılında keşfedildiğinden beri tibbi tetkiklerden havaalanlarındaki güvenlik taramalarına kadar her yerde kullanılıyor. Hatta NASA'nın Mars'a gönderdiği uzay aracı Curiosity bile Mars'taki kayaların hangi maddelerden oluştuğunu incelemesine yarayan bir X ışını cihazı taşıyor. X ışınlarının bilimdeki önemli kullanım alanlarından biri de numunelerdeki maddelerin tipini belirlemek. Bir numunede X ışınıyla tespit yapılması için gereken madde miktarı, parçacık hızlandırıcılı X ışını kaynakları ve yeni cihazların geliştirilmesiyle birlikte büyük ölçüde azaldı. Bugüne dek bir numuneden X ışınıyla tespit edilebilen en küçük miktar, yaklaşık 10.000 atomu kapsayan attogram birimiyle ölçülüyordu. Bunun sebebi ise bir atomun ürettiği X ışını sinyalinin son derece zayıf olması ve bu sinyalin geleneksel X ışını dedektörleriyle tespit edilememesiydi. Hla'ya göre bilim insanları uzun süredir sadece bir atomun röntgenini çekebilmeyi hayal ediyordu. Bu hayal, Hla'nın öncülük ettiği araştırma takımıyla beraber artık gerçeğe dönüştü. Hla şöyle açıklıyor: "Atomlar, taramalı sonda mikroskoplarıyla her zaman görüntülenebiliyor. Fakat X ışınları olmadan bu atomların nelerden meydana geldiğini söyleyemiyoruz. Artık belli bir atomun kesin olarak hangi tipte olduğunu tespit edebiliyoruz. Tek seferde tek atom tespit edip eş zamanlı biçimde kimyasal durumunu da ölçebiliyoruz.Bunu yapabildiğimizde, maddelerin izini sadece tek bir atomun nihai sınırına kadar sürebiliyoruz.
Eski bir öğretiye göre doğada hiçbir şey kendisi için yaşamaz. Nehirler kendi suyunu içemez. Ağaçlar kendi meyvelerini yiyemez. Güneş kendisi için ısıtmaz. Çiçekler kendileri için kokmaz. Toprak kendisi için doğurmaz. Bulutlar kendi yağmurlarından ıslanmaz...Doğanın anayasasında ilk madde şudur. Her şey birbiri için yaşar. Birbiri için yaşamak, doğanın kanunudur. Eski çağlardan beri süregelen bir anlayıştır bu. Bütünlüğü anlatır ve özü iki cümledir...Ben “biz” olduğumuz zaman “ben” olurum. Ben “ben” olduğum için “sen” sensin.✍👩‍💻🌧