Sokakta kendimi berbat hissediyordum (o yok, bu da gitmiş, peki öteki nereye kayboldu?), evde de kendime geldiğim pek söylenemezdi. İki gece kendime sorup durdum: Şu yaşamdaki köşeciğimde bana yetmeyen neydi? O köşede kalmak bana ne den bu kadar rahatsızlık veriyordu? Kafamda böyle sorularla, bakışlarımı isli, sararmış duvarlarımda ve Matryona'nın serpilmelerine epey katkıda bulunduğu örümcek ağlarıyla dolu tavanımda gezdiriyor, bütün mobilyalarıma tekrar tekrar bakıp her bir sandalyeyi acaba sorun bunda mı diye inceliyor (çünkü sandalyelerden birisinin bile önceki günkü gibi durmaması, kendimi kaybetmeme yetiyordu), o da yetmezse camdan dışarı bakıyordum, ama tümü boşunaydı... Bir parça olsun rahatlayamıyordum!