3numara

3numara
@03Numara
Flanör
21 Temmuz 1999
18 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Taziye Evi...
Taziye evine gittik.. Avukat olan oğlu gelmiş İstanbul'dan... Kızı da doktormuş, o cenazeye yetişememiş ama sonradan gelmiş. Avukat oğlanın dediğine göre yurt dışında görev yapan bir oğlu daha varmış, bulunduğu ülkede uçak ayarlayamamış, gelemeyecekmiş... Nasıl yollar dedi damat oğluna... Valla arabaya yol dayanmıyor dedi. Lastikler kış lastiği idi bastım geldim. Kar kış çok ama yollar açık dedi... Saçlar sarıya boyanmış birkaç kadın girdi odaya, çay getirdi... Rahmetliden konuşan, bahseden hiç yoktu... Evden, arabadan, menkulden, borsadan, ekonomiden konuşuldu da konuşuldu... ''Çok bekledi ama sizi rahmetli'' dedi bir başka yaşlı amca... Bir anda buz gibi hava esti odada... “Ne yapacaksın” dedi damat, herkes kendi hayatında... “Öyle yatalak falan da değildi, iyiydi kayınbabam ama dert varmış anlayamadık” diye cevap verdi... ''Bizim için çok mücadele verdi'' dedi avukat olan oğlu... Ablamı, beni, abimi iyi yetiştirdi diye anlattı... Herkes bir şey konuşuyor ama kimse bir Fatiha okuyalım demiyordu.. Demek ki yaşarken evde olmayan öldükten sonra da olmuyordu..! İnsanlık bizde kalsın diyerek çektim besmeleyi, okudum 3 İhlas,1 Fatihayı... Avukatın, doktorun, damadın, gelemeyen oğlanın ruhuna okudum.. Nasıl olsa giden gitmiş gittiği yere.. Amellerini de götürmüş, evinde dert edeni dua edeni yoktu. Sürekli dünya konuşulan ölü evinde... Demek ki giden için tasa edecek bir şey yoktu.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İhtiyar savaştı peki ya biz?
Puan vermedi·221 syf.·
2023 49. kitabı
Cengiz Dağcı, Türkiye'ye hiç gelmediği halde "Türkçe bana anamın dilidir." diyerek eserlerini Türkiye Türkçesi ile yazmıştır. Daha sonra Ziya Osman Saba kitaplarını düzenlemiştir. Gayet anlaşılır, sade ama buna rağmen etkileyici bir anlatımı var. Ayrıca ben Cengiz Aytmatov a benzetiyorum yazımını. Belki de acıları ve konusu itibariyle yakın olmalarındandır bilemiyorum. Korkunç Yıllar ve Yurdunu Kaybeden Adam ikilisi, kendi hayatından anılarla karma bi şekilde yazılan romanlar. Vatanı müdafaa temelliler. İhtiyar Savaşçı ise anı kitabı olan Yansılar 1-4 deki hikayelerin toplu basımı. Yani kurgusal. Karakterlerin vatanlarını uzun yıllar boyunca görememesi, sürgünde yaşamlarını sürdürmelere ve tabii olarak yaşlanınca vatanlarında gözlerini yummak istemeleri ve tabii çektikleri acılar... Ben başta İhtiyar Savaşçı'da anılara dahil sanmıştım. Bu sanrımın nedeni ise yazarın tıpkı diğer iki kitap gibi bunu da hissederek, acı çekerek yazdığını düşündürtmesi. Aslında zaten bu acıyı çekmiyor muydu? İngiltere'de ikamet ederken yıllardır görmediği vatanını düşünerek yazıyordu. Yani acı çekiyordu. İnsanların önce Kırım'a gidip daha sonra vefat etmelerine 'Ah, ne büyük şans!' diye bakıyor yazar. Keşke kendisi de bu şansa sahip olsaydı. 69 yıl görmediği vatanından ayrı yumuyor gözlerini. Ama Kızıltaş'a (doğduğu memleketine) gömülüyor, bilemiyorum bu bir teselli olabilir mi... Yazarın anılarında bu hikayelere yer vermesi bana, acaba hayalini mi yazıyor, diye düşündürdü. Ki bence bunu çok isterdi lakin hayatın bizi nerelere ne koşullarda sürükleyeceği bilinmez. Kitapta beni en etkileyen şeylerden birini paylaşmak istiyorum. İnsanlar sürgünde kaybettikleri yakınlarının mezarlarını bırakmak istemiyorlar, devamlı bakmak ilgilenmek istiyorlar. Yanımızda sağ olan sevdiklerimize bile bu
Edebiyat
İhtiyar SavaşçıCengiz Dağcı · Ötüken Neşriyat · 2017172 okunma
Hangimizin namazı böyle bir namaz?
"Hz. Ali Efendimizin bacağına saplanan okun dışarı çıkarılması için namaza durduğu rivayet edilir.
Din