Bir örtünün altına saklanmak ya da beni bir daha göremeyecekleri bir yerlere saklanmak geçiyor içimden. Ama bu konuda Zoe'nin yapabileceği fazla bir şey yok, o yüzden susuyorum.
"Hiç kitabınız yok mu ?" dedim. "Bağışlayın, ama burada kitapsız nasıl yaşayabiliyorsunuz? Çiftlik'te büyük bir kitaplık olduğu halde sıkıntıdan patlıyorum kitapları elimden alın, çıldırırım!"
"Mülk-i beka'dayken Yunus, Dost cemalini görüp elinden bir bade içtik; şimdi başka içki tanımaz olduk. sarhoş olduk. Henüz üzüm yaratılmamıştı. Sevgili'nin O vakit Sevgili'nin kokusuyla kokulandık diye miskten de olsa, amberden de, artık başka kokuyu bilmeyiz.
Heathcliff yaklaşınca arkama çekilen Catherine'e dönerek yarı alay eder gibi, "Siz gelmek ister misiniz, iki gözüm?" diye ekledi. "Canınızı yakmam, korkmayın. Hayır mı? Sizin gözünüzde ben iblisten de beter oldum. Benim yanımda olmaktan ürkmeyen bir kişi var! Aman Tanrım! Onun hiç korkusu yok! Kahretsin! Etten kemikten bir beden buna dayanamaz; ben bile"