Attila İlhan'a ait her eser gibi, bu kitapta etkileyici ve sürükleyiciydi. Bazı şiirleri gerek yaşım, olgunluk seviyem, gerek şiirdeki yabancı kelimeler dolayısıyla anlamakta güçlük çektim. Fakat kitabın son sayfalarında yer alan açıklamalar anlamama yardım etti. Bence çok ince düşünülmüş. Çok yararlı olmuş.
Beni etkileyen bir şiirden bahsedeceğim. Maria Missakian şiiri. Yağmur Kaçağı kitabında, 3. Şahsın Şiiri, Yağmur Kaçağı gibi şiirler diğer şiirlere kıyasla daha popüler olsada, benim kitapta en sevdiğim şiirlerden biri Maria Missakian oldu. Önce şiirin konusunu, hikayesini, sonra da şiiri aktaracağım sizlere. Kendi cümlelerim ve araştırmalarım ile. Yanlışlarım varsa rica ediyorum mazur görün.
Şiirde şairimiz Attila İlhan, o dönemki sevgilisi Maria ile nasıl tanıştığını, birbirlerini nasıl sevdiklerini başka başka yerlerde anlatıyor. Yine imkansız bir aşk. Paris çevresine yerleşmiş bir ermeni ailesinin, orada doğmuş kızı Maria. Kökenleriyse Türkiyeli. Dış görünüş olarak şair sevgilisinin bi zamanların güzel yıldızı Maria Montez'e benzediğini söylemiş. Hatta şair sevgilisini Montez'in bir filmine götürdüğünde civar koltuklardaki seyircilerin şaşkınlığını çok net hatırladığını da belirtmiş. Yoksul bir kız Maria. Quartier latin'de tezgahtarlık yaparmış. Şairimiz Maria ile Paris maceralarından birinde tanışmış. İstanbul'a dönerken onu götürmeyi çok istemiş, tabii Maria'da onunla aynı duyguları paylaşıyormuş fakat Maria Türkiye'ye girememiş. Attila İlhan ayrıntıları pek hatırlamadığını ama Maria'yı Türkiye'ye sokamamasının başlıca sebebinin bürokratik engeller olduğunu söylemiştir. Benim fikrimce Ülkemiz ve Ermenistan arasındaki gerginlik sebebi ile Maria ülkemize giriş yapamamıştır. Her neyse, Attila İlhan araya bazı arkadaşlarını sokmuş, ermeni olan bazı kişilerle