İyi bir insan olmanın, herhangi bir dinle veya mezheple bir ilgisi olmadığını öğrendim. "Alnın secdeye değme sayısı" ile "ahlaklı" olmak arasında hiç bir ilgi olmadığını da. Gerçek iyiliğin, bireysel çıkar peşinde koşmak yerine toplum yararına işler yapmakta saklı olduğunu ve bunun adının "ahlak" olduğunu öğrendim. Anne babadan miras kalan bir inancı, hiç sorgulamadan savunmanın içi boş bir dindarlık olduğunu öğrendim. "Müslüman şöyledir, böyledir" denildikçe, "Müslüman" kelimesinin içinin boşaldığını, kifayetsizleştiğini öğrendim...