Eğer bir şeyin yasını yıllardır tutuyorsan kendine sorman gereken bir soru var; “Bu acı bana hâlâ bir şey öğretiyor mu, yoksa sadece beni bir yere bağlıyor mu" Cevap “bağlıyor" ise belki de iyileşmek için izne ihtiyacın yoktur, sadece o izni kendine verebilmen yeterlidir.
Uzun bir süre boyunca acılara tutunmuş insanları bekleyen bir tuzak vardır, acın kimliğine dönüşür. Hayatta durduğun yeri seçimlerini ve ilişkilerini belirler. Ve acıdan vazgeçmek demek bugüne kadar inşa ettiğin o kimliği de yok etmek anlamına gelir. Çünkü insan tanıdığı acıdan değil, acıdan vazgeçtikten sonra ortaya çıkacak tanımadığı kendinden korkar. Ve bu bazen dayanılması zor bir kaygıya sebep olur ve kişi yine bildigine sığınır. Iyileşmenin önündeki en sessiz ama en güçlü engellerden biri budur ve çoğu zaman ne kişi ne de yakınları bunu fark eder.
Acıyı bırakmak demek, gidenin gerçekten gittiğini onaylamak demektir. Insan zaten zorlanarak kabullendiği bir kaybın son izini de ilmek konusunda bilinçdışında ciddi bir direnç yaşayabilir.
Gerçek inanç, başına kötü şeyler geldiginde de devam edebileceğine duyulan inançtır. Hayatin adil olmadığını ve bir gün belki de seni çok üzen bir şeyi yaşayacağını bilmek ama bir şekilde buna katlanabileceğine de inanmak seni çok daha dayanıklı yapacaktır. Bunu fark ettiğinde içindeki belirsizlik korkusu da farklı bir yere konumlanıyor. Çünkü artık bilinmezliği şöyle yorumluyorsun; "Ne olacağını bilmiyorum ama ne olursa olsun, bir sekilde yola devam edebileceğimi biliyorum." Hayatın seni nereye götürecegini kontrol edemiyorsun ama kendi içinde bir taşıma ve mücadele etme kapasitesi olduğunu öğrendiğinde gelecekten bu kadar korkmuyorsun. Çünkü gelecek senin için artık bilinmeyen bir tehdit değil, geçmişte zaten bir şekilde üstesinden geldiğin şeylerin yeni bir versiyonu.
Bazı topraklar bazı tohumları kabul etmiyor ve bunu fark ettiğinde vazgeçebilmek ciddi bir olgunluk gerektiriyor. “Ben bu işi başaramadım, demek ki yetersizim," demek yerine, “Burası bana göre değildi, başka bir yerde başarabilirim," diyebilmek
bu olgunluğun ifadesidir.