Merhaba kitap dostlarım
Bugün sizlere Kaan Koç’un kaleminden çıkan O Benim Abim ile geldim.Bazı kitaplar vardır, okurken sadece bir hikâye okumazsınız kalbinizin bir köşesine dokunur,içinizde bir şeyleri sessizce değiştirir.İşte bu kitap tam olarak öyleydi benim için.Olgu’nun küçücük yaşında yaşadığı o büyük kayıp,ardından gelen yalnızlık ve hayatta kalma mücadelesi insanın içine işliyor.Ama asıl mesele bazen aile dediğimiz şey sadece kan bağı değil,zor zamanlarda elini tutan,seni sahiplenen, “ben buradayım” diyen insanlardır.Bodrum’un o ışıltılı ama bir o kadar sert sokaklarında kurulan bu bağlar,bana gerçek ailenin ne demek olduğunu tekrar sorgulattı. Eray’dan Görkem’e,Kaan’dan Eren’e hepsi ayrı ayrı iz bıraktı.Ve tabii ki kalpleri ve sevgileriyle öne çıkan o muhteşem dört eşsiz kadın...İpek,Mısra,Benal ve Nilda.Özellikle Benal’in hikâyesi kalbime en çok dokunanlardan biri oldu.Okurken yer yer boğazım düğümlendi,yer yer içim ısındı.Duygu geçişleri o kadar gerçekti ki kendimi hikâyenin içinden bir karektermiş gibi hissettim.Bana göre bir kitabı okurken kendinizide o hikayenin içindeymiş gibi hissediyorsanız o kitap kesinlikle doğru seçimdir.Eğer sizde içinde bolca duygu,biraz aksiyon ve en önemlisi “aidiyet” hissi olan bir hikâye arıyorsanız kesinlikle listenize ekleyin derim.Kitabı bitirdiğimde beni uzun bir süre düşündüren bir soru geldi.
Sizce aile dediğimiz şey kan bağı mı, yoksa kalpten kurulan bağlar mı?Hadi gelin bu sorunun cevabını beraber bulmak için yorumlarda buluşalım.