Günden güne parti çalışmasını daha çok katılmaya başladım. Artık görüş ve düşüncelerim; söylentilere bağlı değildi, değişmiştim. 1916 yılının kışında, artık rahatça çalışmaya başladım. Çoğunlukla ırgatları ayaklandırır, devlete karşı çıkmalarını sağlar, aylık ücretlerine zam yapılmasını sağlardık. Böyle bir aşk hiç yaşamamıştım ne çocuklukta ne gençlikte. Elim sopa tutar yaşa geldiğimden beri, Rençberdim. Zira Kürt sırtmaçların durumu öyle berbattı ki, nerede karnını doyuracağını düşünmekten başka bir şey yapmazlardı. Fakat 1917 baharında, artık benim temel düşüncem bir parça ekmek değil, çalışma şartlarının nasıl düzeltileceğiydi. Parti'ye katıldım, onun asil üyelerinden biri oldum. Karanlıktan aydınlığa çıkan bir adam gibi hissettim kendimi.
Garip değil mi, acı da, sevinç de insanda aynı etkiyi yapıyor;soluğumuz kesiliyor, insanın ağlayası geliyor. Ağlasam belki rahatlarım; tıpkı büyük acılar da olduğu gibi...
Birçok insan bir çiftlik satın alıp işletir gibi evleniyordu, kadın evine çekidüzen veriyor, işleri yapıyor, annelik, mürebbiyelik ediyordu. İyi bir iş adamı çiftliğinin manzarasına nasıl bakarsa onlar da aşka öyle bakıyorlar, yani zamanla ona alışıyor ve artık farkına varamaz oluyorlardı.