Mesihin geleceği inancını ele alalım.Buna inanan kişi, mesihin kim olduğunu bilmiyorsa inancı de dicto'dur, sadece her an mesihin gelebileceğine inanıyordur.Kıyamete inanan Hristiyanlar, bunun tam tersine, mesihin İsa olduğuna inandıkları için bu inanç de re`dir.
Birkaç yüzyıl sonra dünyayı şaşkına çeviren Truva Savaşı'yla kıyaslandığında, bu savaşın çocuk oyunundan fazlası olmadığı aşikârdır fakat şunun da altını çizmek gerekir: Truvalıların kavgaya tutuşma sebebi, kendini iki kez kaçırtmanın bir yolunu bulmuş ve çığırından çıkmış yaşlı bir kadındı. Oysa bu savaşın çıkış noktası, iki kız ve bir kuştu.
Bir şeye karşı tartışmak istediğimizde, genellikle yalanlama ararız. Karşı çıktığımız durumların yanlış olduğuna ya da varoluşunu reddettiğimiz varlığın olmadığına dair kesin argümanlar isteriz.
Piskopos George Berkeley'in (1685-1753) John Locke'a cevabı, fazlalığı bu sekilde kullanma girişiminde olan klasik bir örnektir. Locke, nesnelerin birincil ve ikincil nitelikleri olduğunu öne sürmüştür. Esas olarak ikincil nitelikler renk ve koku gibi duyuya bağlı özelliklerdir. Nesnelerin bu özellikleri, onları algılayanlar belirli bir algılama şekline sahip oldukları için vardı. Öte yandan birincil özellikler, nasıl algılandıklarından bağımsız olarak kendilerinde var olan özelliklerdir. Kütle, boyut, şekil gibi bu özellikler, onları algılayanların algı şekline göre değişmez.
Berkeley'in Locke'a karşı argümanı, direkt olarak nesnelerin birincil özelliklerinin olmadığını değil, tamamen gereksiz olduğunu göstermek içindi. Berkeley, Locke'un bahsettiği birincil niteliklerin de tıpkı ikincil nitelikler gibi duyuya bağlı olduğunu iddia etmiştir.