Köpeklere parçalatmamış Abbasın ölüsünü Esme, bir gece yanına yaşmalardan birisini almış, düşmüş yola. Köpeklerin ağzından Abbasın ölüsünü kurtarmış, bir çuvala koymuş vurmuş sırtına.
Yüzyıllardır bu insalar öldürüldüler, o kadar sürgün edildiler, o kadar işkence gördüler, o kadar aşağılandılar gene de yılmadılar, tükenmediler. Şu insanoğlunda öylesine bir güç varki tükenmiyor, çürümüyor, ölmüyor.
Toprak gibi, ışık gibi, su gibi.
Ben "Yezidi" değilim, ama onların direnme güçlerini, insanlıklarını, dostluklarını, seviyorum, onların dirençlerine saygı duyuyorum.
Onlar adam öldürmezler.
Adam öldürenler yezidilikten çıkarlar. Onlar savaşı bir toplu soykırım sayarlar. Savaşa katılmamak için direnirler. Yüzyıllardır, kan revan içindedirler, durmadan durmadan kanları seller gibi, akmıştır. Ottan başka yiyecek bulamamışlar, ama yürekleri kararmamış, sevinçlerini yitirmemişler, hangi koşul içinde olursa olsunlar, yüce dağların kovuklarında kartallar gibi yaşamışlardır..
Fırat suyunun üstünde akıp giden çırılçıplak ölüler geldi gözlerinin önüne. Bu akıp giden ölüler kıyıya vurmuşlardı. O yüzdende Sincar dağının kartalları çöle inmişti.