"Merhumun tahta çıktığı anda en müessir bir devlet adamı olarak ortada bulunan Midhat Paşa, bir nevi musallat fikir halinde 'Meşrûtî İdare' kurmak ve teb'aya daha fazla 'hürriyet' vermek gibi bir ütopyanın âdeta esiriydi."
"Heyhat!.. Bu sözlere muhatab olan devlet ricălinin çoğu, Sultan Abdülaziz merhumdan arta kalan kimselerdi.
Aynı zamanda pek azı müstesnâ içki, fuhuş ve rüşvet batağına sürüklenmiş birer sefihtiler."
"Her akşamüstü sanıyorum ki, artık dünyanın sonu gelmiştir. Üzerinde yaşadığım bu toprak, ya içindeki gizli dert ile şişip çatlayacak, ya da, bir dehşetli gürültü ile yerin dibine doğru çöküp gidecektir."