-Birincisi, sen kadınsın, ben erkek. İkincisi, sen karısın, ben koca
-Ee, üçüncüsü?
-Üçüncüsü ben hâkimim, sen mahkûm.
-Tuhaf şey!
-Darılma... Bugünkü kanunun gereği bu.
- Bügünün kanunu kadınlara evlilik hakkından başka hiçbir şey sağlamıyor mu?
- Sağlıyor. Bazı göz boyayacak şeyler. Deyimimi hoş gör; yularınız daima erkeklerin elindedir.
- İstesem sizin bu hâkimiyetinizden kurtulamaz mıyım?
-Kurtulursun. Fakat seni ben bıraksam babanın idaresine girersin. Baban olmasa erkek kardeşinin buyruğu altında kalırsın. Kucağında büyüttüğün oğlunun bile yönetimi altındasın.
-Bizim de İslam hukukuna göre birçok hakkımız olduğunu söylüyorlar.
-Söylesinler. Size karşı erkeklerin sahip olduğu bir hakkı söyleyeyim... Artık öte tarafı karşılaştır.
-Nedir?
-Sen nikâhım altındayken üzerine istediğim kadar evlenebilirim. Fakat aramızdaki İslam hukukunun verdiği bağ varken sen başka bir erkeğe varabilir misin?
-Peki, peki... Anladım ki biz kadınlar erkeklere karşı mahkûmuz. Sözünüzün sonu nereye çıkacak?
-İşte bu hâkimiyet-mahkûmiyet gereği bizim size her hakikati söyleyebilmemize engeldir. Kadınlar birçok şeyleri bilmemelidir, sonra erkeklerle geçinemezler.
-Efendi, hep bu korkunç şeyler ne vakit dünyadan büsbütün kalkacak?
-Genel olarak insanların gerçek eğitime tamamıyla erdikleri vakit...
-Bu neyle anlaşılır? Ve ne zaman olacak?
-Bu gelişmişlik derecesine ulaşabilmiş henüz yeryü zünde bir memleket, bir millet yok ki onu örnek gösterebileyim... Söyleyeceğim varsayım, gelecekteki insanlığa ait belki bir hayal, belki imkânsız bir temennidir. Bununla birlikte, düşünürlerin baktıkları hedef işte bu noktadır. Fakat bilmem ki ilerlemenin son sınırı denilen gayeye ulaşmakla, insanın yaradılışındaki vahşilik ve çirkin hayvanlığı gidermek mümkün olabilecek midir?
-Sözlerinizden bir şey anlayamadım.
-Hanım, bugün en medeni sandığımız milletler, zoraki bir eğitimle yaşıyor. Çünkü özgürlük, eşitlik ve tam bir kardeşlikle mutlu bildiğimiz memleketlerde hükümet, kanun, mahkeme, hapishane, cezalar, idam var. Bunlar niçin var? Çünkü kaldırılsa insanlar birbirini yer. Her yerde, "El-hükmü limen galebe"1 doğa kanunu açıktan açığa hüküm sürer.
1 Galibin dediği olur.
- Bugün en medeni ve ileri milletlerin yönetimleri altına toplanmış insanlar hâlâ iki kısımdır: hâkim ve mahkûm. İşte kanunlar da bu esasa göre yapılır. Ahlak kitapları da bu maksat gözetilerek yazılır. Ve böyle olması da insan kitlelerinin şimdiki bilgi ve eğitimlerine göre zorunlu gibidir.
- Niçin?
- Çünkü bugün insanlar kendilerine bağışlanmış gibi görülen eşitlik, adalet, kardeşlik haklarından tamamıyla yararlanabilecek bir eğitim ve kültür seviyesine yükselememişlerdir