... yirmi yaşlarında bilinçlendiğimizden beri o ölülükteyiz.Kafka gibi veremden çatlamamamız, Becket kadar ölü görünmememiz, şarklılığımız yüzünden. İç dünyamızın farklı olduğunu sanmıyorum.
Belki de ben bugün ilk defa her şeyin sonundayım.
Gene bir yığın günler geçip gidecek ve ben kendime, işte bu gün ilk defa her şeyin sonundayım mı diyeceğim?
Korkuyorum.
Tepeden gelecek sniper mermisinden kaçınmak için bir kavşakta koşarken fotoğrafçılarla karşılaşıyorum:Ağır kamuflaj altında, işlerini yapıyorlar. Bir mermi beni devirirse benim bütün hayatımdan daha çok para edecek bir kare yakalayacaklar. Kimden daha çok nefret etsem bilmiyorum.
Avrupa ve onun "batılı günahı", dünyanın sonunu tasavvur edilebilir kılıyor...
Avrupa budur, bir zaaf işareti:sonsuz kendini doğrulama, dünyanın sonu. Çocukları öldüren bombalar...
Jilet gibi keskin şarapnellerin doğradığı çocuklara nasıl bir ders programı hazırlanacak?
Güz vakti çayırı gibi, saman arabası üstünden geçiyor, ama tekerlekler yürüyüp gittiğinde her ot yeniden doğrultuyor kendini. Boşnak Müslümanlar da böyle işte:Güz çayırının otları.