Kedere benzer bir şey hissediyorduk. Paslı bir bıçak içimizde gaddarca kanırtılıyordu sanki. Bizi kederlendiren, hiçbir şeyin değişmemiş, çözülmemiş ve çözülme ihtimalinin kalmamış olmasıydı...
Bir şey beklemeden verenlere şüpheyle yaklaşıyorduk. Zaman zaman gerçekliğin sarsıcı yüzleriyle -acıyla, adaletsizlikle, kayıpla, kederle-karşılaşıyor, içte içe böyle şeylere nasıl dayanılabileceğini merak ediyorduk. Sevgi konusundaki iflasımız bizi bunlara dayanabilme becerisinden de yoksun bırakmıştı...
Örmesi müthiş bir sebat ve sabır gerektirse de örümcek ağını görmezden gelir herkes, bir anda kimse fark etmeden süpürülüp gidebilir. Şiiri de kimse fark etmez, dedi, ama bulup yakından baktıklarında harikulade bir şey görürler, tıpkı örümcek ağı gibi...