Akıp gidiyor ama tam olarak hikayenin içinde değilim.
8/10
·528 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Duzah, ilk basta epey etkilendiğim bir kurgu çünkü her karakterin kendi hayatının başrolü olduğu gösterilmiş. Yan karakterler figüran muamelesi görmüyor. Başka bir karakteri, sadece basrolun gördüğü kadarıyla görebiliyoruz ama gördüklerimizden ibaret olmadığı belli edilmiş. Nasıl mı? İlk basta şu şekilde düşünmüştüm; kitaplar, her şeyi gerekli ayrıntılarla anlata anlata ilerleyenler ve başrolün o an yaptığı,gördüğü, düşündüğü şekliyle ilerleyenler olarak ikiye ayrılır. Bizim ki 2.oluyor yani hikayenin bir yerinden başlamış ve o andan itibaren bengi ne düşünürse ya da görürse biz de onu okuyoruz. Mesela, abisi uzaktaymış ama bengi onun nerede olduğu yada kaçtığı gerçeğini düşünmek yerine, onun hakkında sahneye göre değişen, daha farklı şeyler(geçmişten anılar vs) düşündüğü için ilk basta hayatta olup olmadığını bile anlamadık. Öyle bir konuşuyordu ki sanki ölmüş. Eh onu bırakıp gitmesi boyle bir etki bırakmış olabilir. Bilemiyorum, belki de bu yüzden bize hafiften ölü gibi gösterilmiştir. Sonuç olarak her şeyi şak diye göstermiyor. Ne zaman karakterler o olaya, bilgiye denk düşerse, o zaman görüyorsun. Yan karakterler için de aynı şey söz konusu. Basroller biriyle yan yana gelirler ve sadece onların gördüğü kadarını görürüz ama arka planda o karakterin yaptığı birçok şey olduğu, o an ki rolünden ibaret olmadığı anlaşılır. Yazar işin bu kısmını iyi yapmış. Artı olarak slow burn olmasına rağmen sıkmıyor çünkü karakterler 1.kitapta hep yan yana, 2.kitapta ise zaten ilişkileri sıkmayacak kadar ilerlediği ve gereksiz olaylara çok yer vermediği için sıkıntı olmuyor. Özellikle incelendiğinde bir sürü sıkıntı çıkıyor orası ayrı mevzu. İşin uzmanı olmadığım için YouTube(Jülide müşerref ç.) incelemesinde bahsedilenleri pek fark etmedim ama şunu söyleyebilirim; hikaye,
Duzah 1Hazel Noya · Ephesus Yayınları · 2025431 okunma
9/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 02:32
Çok farklıydı! Farklı hissettirdi,farklı bakış açısı sağladı.. Hem gerçek hem hayaldi. Hoşuma gitti. İlk başladığımda Japon isimlerinden dolayı ohooo ben kişileri karıştırıp hiçbir cacık anlamam diye düşünmüştüm ama öyle olmadı. İçinde dört hikaye var ama tüm hikayeler tek bir kafeye bağlı. Hikayeler ayrı ama mekan aynı. İnsanı pişmanlığı,seçimleri, telafi etme çabalarının bahsediyor. Birkutukitap bunu okumama vesile oldu ve gerçekten güzel seçmişler. Yazar ne kadar pürüzsüz düşünüp kaleme almış, çok akıcıydı ve çok beğendim. 10 kere düşün 1 kere davranma fikri yeniden peydah oldu içimde. Kitabı tavsiye ederim. Toshikazu Kawaguchi
1000Kitap
Elveda Demeden ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 2025614 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·438 syf.··
2026 20. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:07
Nasıl ki Dostoyevski denince Suç ve Ceza, Tolstoy denince Anna Karenina, Victor Hugo denince Sefiller akla geliyorsa, Yaşar Kemal denince de hiç şüphesiz İnce Memed gelmeli ve dünya klasiklerine eklenmeli. Sonunda bitirdim. Evet, kalın bir kitap ve zaman istiyor ama verilen emeğin karşılığını fazlasıyla alıyorsunuz. Yaşar Kemal'in doğa tasvirleri, karakterleri ve dili öyle güçlü ki kendinizi Çukurova'nın ortasında hissediyorsunuz. En sevdiğim yanı ise olayların klişe bir şekilde ilerlememesi oldu. Sürekli "şimdi şöyle olur" diyorsunuz ama roman sizi başka bir yola çıkarıyor. "Her Firavun'un bir Musa'sı vardır" sözü gibi, her Ağa'nın da var bir İnce Memed'i. Haksızlığa boyun eğmeyenlerin, umudunu kaybetmeyenlerin hikayesi...
İnce Memed 1Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202374,2bin okunma
8/10
·144 syf.··
2026 13. kitabı
Neredeyse 6-7 senedir öylece kenarda okumadan bekleyen bone’un ilk ciltini sonunda okudum. Çok önerilen bir seri olduğu için almıştım vakti zamanında ama ona rağmen ön yargılıydım. Gereksiz bir düşünceymiş. Güzel bir hikaye girişi, güzel karakterler ve güzel hikaye.
1000Kitap
Bone 1 - Boneville'den ÇıkışJeff Smith · Marmara Çizgi Yayınları · 2018105 okunma
MEXANİKANIN DAİMİ DƏYİŞƏ BİLMƏYƏCƏYİ ‘‘PORTAĞAL’’ - İNSAN
Puan vermedi
ANTONİ BÖRCES – MEXANİKİ PORTAĞAL Əsəri oxuyanda ilk sarsıdıcı an, məncə, 1-ci hissənin sonuncu cüməsi idi - ‘‘Özü də hələ on beş yaşım var idi’’. Doğrudur, bu cümləyə gələnədək olduqca iyrənc, ürəkbulandırıcı dərəcədə hadisələrə şahidlik edirik, amma bu yaramazlıqların 15 yaşında birinin əsəri olması daha qorxuducudur. Bəzən insanları tərbiyə etmək, fikirlərini dəyişdirməklə bağlı ağlabatan çıxışların şahidi oluruq. A.Börces əsərində bunun təsirinin müvəqqəti olduğunu, insanın öz iradəsi ilə, zamanla dəyişdiyini göstərir. Ümumilikdə əsər çox aydın və təsirli dillə yazılıb. Tək məyus olduğum məqam sonluq idi. Mənim üçün əsərin sonu əvvəlindən daha önəmlidir. Lakin bu əsərdə hər səhifəni maraqla oxusam da sonluq məni həyəcanlandırmadı. Onu da qeyd edim ki, əsərlə əlaqəli film də çəkilib. Stanley Kubrickin rejissorluğu ilə çəkilən filmdə izləyicini narahat edən məqamlar var. Çəkilişlər reallıqdan fantastikaya yönəlib və zorakılıq dolu təsvirlər çoxdur. əslində, hadisələr Aleksin dilindən danışıldığı üçün görüntüdə zorakılığa üstünlük verilməsi normaldır, amma məni narahat etdiyi üçün ötəri baxdım. Əsas diqqətim sonluğunda idi - filmin sonu yarımçıq bitir. Aleks haqqında kitabda başqa, filmdə tamamilə başqa fikir formalaşdırılır. Belə ki, əsərdə Aleks doğru yolu tapsa da, filmdə o pis oğlan olaraq qalır. Bunun çox maraqlı səbəbi var – kitabın əvvəlində də bildirilir ki, yazar kitabı çap üçün təqdim edəndə nəşriyyatçı son fəsli silir və film də məhz o ilk nəşrlərə əsaslanaraq çəkilib.
Mexaniki PortağalAnthony Burgess · Qanun Nəşriyyatı · 2021113bin okunma
10/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2026 25. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:27
Loretta Graziano Breuning’in Mutlu Beyin kitabı, mutluluğun dış koşullardan çok beynimizin ürettiği dört temel kimyasalla bağlantılı olduğunu anlatır: dopamin, serotonin, oksitosin ve endorfin. Yazar, bu kimyasalların kalıcı değil, belirli durumlarda kısa süreli olarak salgılandığını ve insanların bunları sağlıklı alışkanlıklarla artırabileceğini savunur. Dört mutluluk kimyasalı 1. Dopamin (Başarma ve ödül duygusu) Bir hedefe yaklaştığımızda veya bir başarı elde ettiğimizde salgılanır. Küçük hedefler koyup bunlara ulaşmak dopamini artırır. 2. Serotonin (Değerli ve güçlü hissetme duygusu) Saygı gördüğümüzde, katkıda bulunduğumuzu hissettiğimizde yükselir. Geçmiş başarıları hatırlamak ve öz güven geliştirmek serotoninle ilişkilidir. 3. Oksitosin (Güven ve bağ kurma duygusu) İnsanlarla samimi ilişkiler kurduğumuzda, güven verdiğimizde ve destek gördüğümüzde salgılanır. 4. Endorfin (Rahatlama ve ağrıyı azaltma duygusu) Egzersiz, kahkaha ve bazı fiziksel aktiviteler sırasında salgılanarak kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olur. Kitabın ana mesajı, mutluluğun sürekli bir durum olmadığıdır. Beynimiz bu kimyasalları kısa süreli ödüller olarak üretir. Bu nedenle gerçek “kurtuluş”, sürekli mutluluk aramak değil; dopamin, serotonin, oksitosin ve endorfini destekleyen alışkanlıkları düzenli olarak hayatımıza yerleştirmektir. Böylece kişi dış şartlara tamamen bağımlı olmadan daha dengeli, güçlü ve tatmin edici bir yaşam kurabilir.
Mutlu BeyinLoretta Graziano Breuning · Aganta Kitap · 20171,130 okunma