Kalbini Allah'a bırakan sükûnete erişir. Kalbini insanlara bırakan ise hep sıkıntılı, hep kaygılıdır.
1000Kitap
"Gül güzeli diye Gül güzelim"
1000Kitap
Reklam
istanbulda bir kız kyk yurdunda yemek yerken video izleme alışkanlığı olan üniversite öğrencilerinin izledikleri türler üzerine yaptığım araştırmanın bulguları: 1) yaprak dökümü ve aşkı memnu başta olmak üzere eski türk dizileri bence birinciliği hak ediyor 2) kısmetse olur bir hayli fazla 3) çizgi film açanlar var ama küçüklüğümüzde izlediklerimizden değil netflix usulü, direkt netflix-disney-tabii vs. dizisi izleyenler de var 4) ilginç bir şekilde sağ elini yemek için kullanıp sol elini tiktok ya da reels kaydırmak için kullanana rastlamadım 5) diğer kategorisine ekleyebileceğim kayda değer bir video türü bulamadım
Hızla gelişecek kalbimiz kalbimiz hızla. sürgünlerin umutsuzluğunda kırık kalpler, yaralılar, onulmazlar farksız çarpanların umutsuzluğunda ve köprü başlarının umudunda. sular bitse bile, çiçekler atılırken oralara temiz bir ilişkinin bulutsuzluğunda ve eski dağlarda, eski dağlarda kış kovalarken ülkesini Turgut Uyar
1000Kitap
'gurbet
kelimeler, anlamlar, katmanlar, yaşandıkça aşikar gitmekler, ölmekler, sevmekler... ve gurbet buz gibi diyarların koynunda, gurbet alâ gurbet hırkasını taşıdım sırtımda kokusu üzerime sinmiş uzakların vatanından uzak kalanın ne yeri olur ne insanı ak ve al renkli neşenin yerine hasret yokuşunda sardı zemheri gurbet, ezansız ve al bayraksız kurak topraklar çürütür çiçeklerimi ezanla canlanan ruhum küskün bu gürültülü sürgün soldurur tüm renkleri susmadı yüreğimdeki hasret bahçelerimin kıyılarına karamsar güller ekmişim, görmemişim saçlarıma kadar yorulup, vurulup, ölmüşüm sıla kokan ellerimi toprağa gömmüşüm birkaç defa ölmüşüm, fark ettim nereye baksam, kuşatılmışım ruhumu biçtim, topraklarım filizlendi yaşamak hissi gözlerimde alevlendi kendimi bulmanın kıyılarında vatanımı bulmanın ve görmenin ufuklarında #306382012
*gurbet "bahçede bülbül öter yarim gurbete gider" kırk ikindileri yüzüme yüzümü ellerine çevirdim uzun süren bir serinliktin dar avlularda gibi fesleğen ıtır sardunya. "çok bekledim yolunu ne mektup var ne haber" çıktığın patikalarda ince ördün gidişlerini ayak izlerinde bulamadığım dönüşlerini yumuşat bir çiçeği nasıl başlatabilir hoyrat bir rüzgar dağ nasıl anlasın karın ona koşarak geldiğini "n'oldu gönüle, n'oldu sarardı gazel oldu" hicran ne ağır kelime gürzünü vuruyor sineme oy sineme beni koyu gecelere emanet etme kurtar girdap derinliğinden sana inanmak karı olsun bu plastik günlerin beni çağırsın serin ellerin
Reklam
Reklam