1) “ŞARTLAR MÜDAHALEYİ GEREKTİRİYORDU AMA ŞARTLARI KENDİLERİ BİLEREK HAZIRLADILAR” (ŞARTLARIN OLGUNLAŞMASINI BEKLEDİK) SÖYLEMİ "Bu konuya başlarken önce şu çok önemli 2 soruyu samimiyet testi olarak sormak isterim: 1.Soru: Anarşi ve terör ülkede 70’lerin başından beri var olduğuna ve giderek azdığına göre, size göre hangi yıl yapılacak bir askeri müdahale zamanında yapılmış ve “şartların olgunlaşması beklenmemiş” olurdu? 2.Soru: Peki sizin “şartların olgunlaşması beklenmeden ve daha çok kan akmadan şu zamanda olmalıydı” dediğiniz tarihte asker müdahale etseydi siz o zaman bu askeri müdahaleyi onaylayacak ve lideri olan kişiyi (Kenan EVREN, Semih SANCAR veya Faruk GÜRLER) sevecek miydiniz?" METİN SEVİL, 12 EYLÜL MÜDAHALESİ EZBERLER VE GERÇEKLER, SAYFA: 41 (SORU SORMAK SANATTIR)
Olmak, sözcüklerle tanımlanıp anlatılamaz. O, ancak yaşanılan ve içte hissedilen bir özellik, bir süreç, bir canlılıktır. Sahip Olmak ya da Olmak Erich Fromm Semanur Betül Demir Semanur Betül Demir İnsanoğlunun içerisindeki kötülük, kafanın tembelliğinden doğar. Vadim O Kadar Yeşildi ki Richard Llewellyn Eniz ☭Eniz ☭ Ne yaptın da aşık ettin beni kendine. Bilmem, sadece sevdim seni. Alıntı Martin Eden Jack London Cevat Dönmez Cevat Dönmez “ Aşk,aklın üzerindeydi…” Jack London Eşlerini öldüren tek canlı türü insandır. Adem'den Önce Jack London "Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz."
1000Kitap
Reklam
Çocuklar dünyası ne kadar saf, bir o kadar da derin
Okuldan eve gelen 5 yaşındaki küçük Eylül zili çalmak isterken vazgeçer yerine kapıyı çalmayı tercih eder. Kapıyı çalışı sessiz olunca amcası Zile basar Zile basmadığını yeni doğmuş 1 haftalık kardeşinin uyanmamasi olduğunu söyleyen Eylül, Amcası olaya hiç bu açıdan bakmamıştır.
Ben aşkı…
20 yıl kimseye aşık olmayıp Gökçen'i bekleyen Murathan'dan Ölümün ucunda Zeynep'e evlenme teklifi eden Onur'dan Ege'nin öldüğüne inanmayıp 3391 km giden İzmir'den Temas sevmemesine rağmen Eylül'ün elini tutan Merih'ten Eftalya için sol kolunu feda eden Tugay'dan Kumru komadayken 1 yıl onu bekleyen Uraz'dan Sevdiği kadın ölmesin diye kendiniz zehirleyen Drystan'dan Sırrı verirse Saigeye zarar geleceyi için sırrı söylemeyip dilini kesen Zaiden'den Öğrendim.
VÂRİDÂT: NOKTALAMALAR..
Ünlü haftalık haber dergisi NOKTA... 1 Nisan 1990 tarihli sayısı... Kapağında benim portrem; içinde benimle ve Ak-Doğuş’u çıkaranlarla yapılan mülakat... Ben şöyle demişim de bir kayma olmuş, kesintilerden dolayı şurası müphem kalmış da burası bilmem ne olmuş, konuşma dili yazı diline geçirilirken biraz öyle olmuş da filân yeri böyle olmuş... Bütün bunların tashihi bir yana, aynen veriyorum: “Demokrasi bir teamül rejimidir... 3. Dünya ülkelerinde demokrasi olmuyor, olmaz da... Çünkü demokrasiyi doğuran şartlar vardır. Meselâ dünyanın hiçbir yerinde Batı’daki kadar fert hürriyeti karşısında bu kadar tedirginlik yoktur. Çünkü dünyanın hiçbir yerinde de insanlar Batı’daki kadar çile çekmemiştir... (...) Ama hiçbir rejim de kendisini yıkıcı hiçbir şeye müsaade etmez... Ölçü budur...” Bu cümleler, Ak-Doğuş adlı bir İslâmî grubun “Kumandanı” Salih Mirzabeyoğlu’na ait. Kanunî bir yayın organına da sahip olan Ak-Doğuş’cular, şeriat düzenini getirmek için silâhlı mücadele gerektiği fikrini savunuyorlar. Ve komutanları Mirzabeyoğlu da, Nokta’nın “Seçim yoluyla demokratik kanallardan geçerek iktidara gelmek mümkün değil mi?” sorusuna yukarıdaki cevabı veriyor... Hafta içinde yapılan bir dizi operasyon sonucu silâhlı sağ terör ve şeriat örgütleri, kamuoyunun odak noktası hâline gelmişti. Bu hafta Nokta’nın kapak sayfalarında yer alan Ak-Doğuş grubu da, Şeriat düzenini getirmek için silâhlı mücadelenin şart olduğunu vurguluyorlar ama şimdilik hiçbir silâhlı eyleme karışmadıklarını söylüyorlar. Mirzabeyoğlu ve grubun liderlerinin görüşlerine sayfalarımızda yer verirken “gizli bir terör örgütünü ortaya çıkarmak veya afişe etmek” mantığıyla hareket etmedik. Amacımız, İslâmî devleti silâhlı mücadele yoluyla kurmaktan başka bir çare görmeyen bir grubun düşünce tarzını, bakış
Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu
ÇANKAYA ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ DEKANI PROF. DR. NURETTİN BİLİCİ'NİN, "12 EYLÜL MÜDAHALAESİ - EZBERLER VE GERÇEKLER" KİTABIMA YAPTIĞI DEĞERLENDİRME: ("EKONOMİM" İNTERNET SİTESİ, 7 EKİM 2024) 12 Eylül Doğru mu İdi, Yanlış mı İdi? (Okunan Bir Kitabın Düşündürdükleri) Afyon Sultandağlı Yazar Metin Sevil’in “12 Eylül Müdahalesi, Ezberler ve Gerçekler” isimli 2023 yılında yayımlanan kitabını ilgiyle okudum. Ben 12 Eylül öncesini bir üniversite öğrencisi olarak yaşadım ve “12 Eylül’e Giden Yol, Bir Hukuk Öğrencisinin Günlükleri” isimli kitabının da yazarıyım. 1980 öncesinde Türkiye bir iç savaşın eşiğine gelmişti. Öğrenci, polis, işçiler… ikiye bölünmüş; Faşist Komünist diye birbirlerini öldürüyorlardı. Ülkücülere karşı taraf Faşist diyordu. Ülkücüler de solcuları Komünist diye çağırıyordu. Din ağırlıklı bir rejim isteyenler ise pusuda diğer iki tarafın birbirini tüketmesini bekliyordu. 12 Eylül müdahalesinin öncesinde geçen 1976-1980 yılları arasında (4 yıl içinde) 10 binin üstünde insanımız öldü. Şehirler, kazalar, mahalleler, köyler devletin kontrolünden çıkıp sağcı veya solcu grupların kontrolü altına geçti. Her gün en az 10 insanımız ölüyordu. Türkiye; “iç savaş ha çıktı ha çıkacak” noktasına gelmişti. (1) Ekonomi yüz milyarlarca dolarlık zarara uğratılmıştı. Bu acı bilançonun en büyük sorumlusu da sürekli koltuk ve makam için kavga çıkaran, adam kayıran siyasetçilerdi. Askeri müdahale ile raydan çıkan tren tekrar rayları üzerine oturtuldu. Müdahale sonrası yapılan halk oylamasında Türk halkı %92 gibi ezici bir çoğunlukla müdahalenin doğru olduğu yönündeki iradesini ortaya koydu. Aradan 30-40 yıl geçtikten sonra iktidar “12 Eylül müdahalesinin yanlış olduğunu” söylemeye başladı ve arkasından da müdahalede bulunan askerlerin yargılanmasına karar verdi. Bu
Reklam
Reklam