Seni yalnızlığından tanıdım
Kirpikleri kırık çocuk
Çiğneyip durduğun dudaklarından.
Gözlerin küllenmiş yangın yeriydi
Bir eylül göğünün bulut kümeleri
Donup bakışlarında
Hüzün nasıl da benziyordu
Benim ilk gençliğime.
12 Eylül öncesi dönem aynı zamanda Maraş, Çorum, Şavşat, 1 Mayıs, 16 Mart, Bahçelievler gibi büyük katliamların da dönemiydi. Sivil faşistler veya doğrudan asker/polis eliyle geliştirilen bu katliamlarda amaç, halkı yılgınlaştırıp umutsuzlaştırmak ve ona boyun eğdirmek, devrimcileri demoralize etmekti şüphesiz.
Ben gerçekten en çok iki kelime arasında kayboluyorum.
Birbirine temas ettiklerinde oluşan dalgaların girdabında.
O zamanlarda biraz inanıyorum, neye olduğu önemli değil.
Biraz umut ederken buluyorum kendimi.
Kafam düşmüş kağıdın üzerine, yüzüm gülerken nefes alabiliyorum.
Çünkü raflara dizemediğim pek çok kelime var, uçuşuyorlar dudaklarımın etrafında.
Bu ikisi arasında koşarken zaman tutamıyorum.
Orada bir yere ait olamıyorum.
-Merve Özdolap-