Puan vermedi·
Çok sayıda karakter olması kitabı takip etmeyi zorlaştırıyor  Baştaki 100 sayfayı atlatabilirsek sonrası hem hızlı hem zevkli bir şekilde devam ediyor  Kitap gerçekten yaşanan bir dönemi tüm detaylarıyla derin tasvirlerle sanki oradaymışız gibi bize yaşatıyor hissettiriyor..
Cennetin DoğusuJohn Steinbeck · İletişim Yayınevi · 202411,5bin okunma
Delirmeler Sarayı..:)
10/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2026 97. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:55
Kitap, klasik bir roman okuma deneyiminden biraz daha farklı bir yerde. Okuru yalnızca bir hikâyenin içine çekmekle kalmıyor, aynı zamanda karakterlerin zihinsel karmaşasına da dahil eden bir eser olarak karşımıza çıkıyor. Sayfa sayısı fazla olmasına rağmen genel anlamda akıcı ilerleyen bir yapıya sahip. Özellikle ilk 50-100 sayfalık bölümde karakterlere ve anlatım tarzına alışmak biraz zaman alıyor. Bu süreçte okur zaman zaman zorlanabiliyor; ancak karakterlerin dünyasına girdikten sonra kitap çok daha rahat akan ve merak uyandıran bir hâle geliyor. Kitabın en dikkat çekici noktalarından biri, Selim ve İsmail karakterlerinin birbirinden ayrı iki insan mı, yoksa tek bir zihnin parçaları mı olduğu hissini sürekli vermesi. Bu durum esere oldukça farklı bir okuma deneyimi katıyor. Selim daha günlük hayatın içinde kalan, daha sıradan düşüncelere sahip bir öğrenci olarak karşımıza çıkarken; İsmail çok daha yoğun duygular yaşayan, zihnindeki karmaşayı dışa vuran ve okura bu karmaşayı hissettiren bir karakter olarak öne çıkıyor. Yazar burada yalnızca bir karakter hikâyesi anlatmıyor; insan zihninin kırılma noktalarını, düşüncelerin kontrolden çıkışını ve iç dünyadaki çatışmaları ele alıyor. Özellikle İsmail’in bölümlerinde kullanılan kopuk anlatım, anlamsızlaşan kelimeler ve sürekli devam eden zihinsel hareket hâli, okura bir delirme anını dışarıdan izletmek yerine onun içine sokuyor. Yazar, karmaşayı anlatmak yerine karmaşanın kendisini yaşatmayı tercih ediyor. Kitabın en güçlü taraflarından biri de kurgunun kendi sınırlarını sorgulaması. Karakterlerin kendi varlıklarını ve kurgu içerisindeki yerlerini sorgulamaları, eseri yalnızca bir roman olmaktan çıkarıp daha farklı bir noktaya taşıyor. Bununla birlikte kitabın en zorlayıcı tarafı da yine bu anlatım biçimi.
Delirmeler SarayıGüray Süngü · Ketebe Yayınevi · 202587 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·40 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
İnsanların kadına bakışının ‘terbiye’adı altında sadece ‘kadına’dayattıklarının 100 yıl içinde neredeyse hiç değişmemesi çok üzücü.Hüseyin Rahmi den okuduğum ilk kitaptı ama son olmayacağı kesin yazarın diline bayıldım.
Meyhanede HanımlarHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20254,532 okunma
9/10
·517 syf.··
2026 3. kitabı
·
175 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 03:45
Derin bir nefes alalım evet, tamı tamına bir yıl sonra bu kitabı bitirdim. Bu kadar uzun sürmesinin nedeni benim o zamanlar kitap okumaya alışmaya çalışmam, okuması kolay ama her sayfanın yoğunluğu mu bilmiyorum ama ruth senin Allah belanı versin. Ben senin kadar olmadı gerektiği gibi yazılan sinsi, bahanelerin ardına saklanan, hilekar bir kadın görmedim. Yazılışın, olman gereken, mevkin seni anlamama neden olsa bile yaptıklarından hatta direkt seni oo kadar sevmiyorum hatta nefret ediyorum ki... Eğer kaşındaki martin değil başka birisi olsa umrumda olmazdı ama ruth böyle benim sabrımı sınadı hele hele sonda yaptığı şey... Neyse rutha sövme seansım bittiğine göre kitaba gelebilirim. Öncelikle bu kitabı anlamak için hani %100 anlamak için ciddi bir sosyoloji, piskoloji, şair, siyasi bilgiye sahip olmalısınız yada sürekli sayfanın arkasına gidip bilgileri alıp devam etmelisiniz. Açıkçası arkaya bakmak çok yorduğundan ben devam ettim ama şu an bile anlamadığım görüşler ve bilmediğim şeylet oldupunu biliyorum. Üstüne bu kitabı okuması kolay ama anlaması, irdelemesi bence zor bir kitap. Okurken hiç zorlanmadım, bilmediğim kelimeler bile aşinalığım vardı ama yukarıda dediğim şeyleri bilmediğimden bazı sayfaları iki üç kere okuyup düşünmek zorunda kaldığım oldu. Onun dışında Martin, sen nasıl bit karaktersin. Sen benim hayatımda okuduğum en kırık, sonuna en rahatladığım, farkındalık anlarında seninle beraber üzüldüğüm nadir karakterlerdensin. Bir çok kitap okudum ama bu kadar aralıklı aralıklı okumams rağmen her bir sahnesi zihnime kazınan başka bir kitap çok az oldu. Yazarın dili bu konuda aşırı iyi, hele o son 200 sayfadaki betimlemeleri, martini yaşadıklarını vermesi, o boşluk hissiyle beraber son sayfadaki yaşamla ölüm arasındaki çırpınışı o kadar güzel verdi ki... Tek
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
8/10
·240 syf.··
2026 45. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:48
Kitabın üslubu gençlere hitap etmesi açısından sade ve anlaşılırdır. Gençlerin okurken sıkılmaması için cevaplar olabildiğince kısa, öz ve net tutulmuştur. Kitapta, bazen başkalarından duyduğumuz bazen de kendimizin merak edip akli bir temele dayandırmak istediğimiz sorular yer almaktadır. Kitabın içeriği hazırlanırken; yazar, ayet ve hadislerin yanı sıra özellikle Bediüzzaman Said Nursi'nin Risale-i Nur külliyatından, tefsir kaynaklarından ve aklî delillerden faydalanmıştır. Sorulan şüpheci (ateizm, deizm vb.) sorulara karşı mantıklı ve ikna edici argümanlar sunarak cevaplar vermiştir. Cevapların kısa tutulması, odak süresi az olan günümüz gençliği için büyük bir avantaj olsa da konunun felsefi ve kelâmi derinliği keşke bazı temel konular da daha geniş işlenseydi. Ancak yazar da eserin de , daha kapsamlı cevaplar arayanları ana kaynaklara yönlendirmektedir. Eğer inanç temelli sorulara pratik, akla uygun ve sıkmayan cevaplar sunan bir el kitabı arıyorsanız, faydalı bir kaynak diyebiliriz.
İslamiyet Hakkında Gençlerin 100 SorusuM. Zakir Çetin · Süeda Yayınları · 08 okunma
Bir Bardak Kahve Mi İçsem, *ntihar mı Etsem ?
Puan vermedi·110 syf.··
2026 23. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 02:48
Delirmek mi hayır tam olarak değil. varolabilmeyi küçümsemek, bir doğum sancısının dayanılmaz çilesinin edebi hali ve çivisi çıkmış bu dünyayı yaşanılacak bir yer olarak görememenin 100 sayfaya sıkıştırılmış çığlığı. 2. Dünya savaşından sonra bir insan profili çizmeye kalksak sanırım postmodern dünyanın yaşamla bağı kalmamış insanını kalemimiz tuttuğunca Camus gibi anlatmaya çalışırdık ancak Camus kadar çıplak, iç organlarımıza kadar kimse göremezdi.. Yaşamda tutunacak bir değer, sarılabilecek bir varlık kalmamıştı, annemiz bile yabancılaşmıştı, hiçbir acı ve hiçbir keder bizi yerimizden kıpraştırmaya gücü yetmezdi, hayat zaten mutlu olunacak bir yerde değildi.. neredeyse hepimiz yalnızca “çalışmak için yaşıyorduk ? Bize vaaz edilen şekliyle dünya çile keş bir cehennemdi. Evet, Yabancılaşan insan için dünya bir cehennemdir. ve sözcüklerin arasındaki anlam farkı bile kaybolmuştu. Ölüm , yaşam kadar olağan ve doğum küçümsenen bir eylem halini almıştı. Devlet, aile ve tanrı… tarihsel süreçlerde icat ettiğimiz, kutsaliyetini göklere taşıdığımız tüm o putlar, değerler yıkılmış, toprağın altına gömülmekle, yeryüzünde yaşıyor olabilmenin arasındaki fark tamamen silikleşmişti. Tüm istemcimizin dışında varlık halini bulduğumuz anlamı kalmayan yaşamın ağırlığı altında çürümüştük belkide.. Bir bardak kahve içmekle, bir iple kendini asmak arasında fark bulamayan insanın hayat gibi bir kutsalı olabilir miydi ? Camus’un tüm sorgulaması da aslına bakarsınız burada başlar. Camus bu kitabı kendi zihin dünyası üzerinde yazmamıştır çünkü: hiçliğin kendisi bile bir anlamı ifade edecek biçimdedir. Hayat hala sorgulanacak bir şeyse onun için yaşamda devam etmelidir . Yaşamaya dair umudunuzu diri tutun :)
Alıntı
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,4bin okunma