Her şey yolundaymış gibi duruyorum, çünkü başka türlü bilmiyorum.. youtu.be/MOGIQT2aPlw?si=...
1000Kitap
"Kutsal kitabı bitirdim 20 gün sürdü. Sanıyorum olay. Ortadoğu'da geçiyor."
1000Kitap
Reklam
Mayıs Okuduklarım & Haziran TBR (Yappingte Şampiyonlar Ligi)
Mayıs ayı, yine-yeni-yeniden çok dengesizdi. Ben bile bu kadar dengesiz değilim/j Kimi zaman, YKS25 sınavındaki sanat eserini çöp sanıp çöpe atan hizmetçi kadar süzme; kimi zaman Kintsugi sanatı gibi kendini kusurlarıyla dahi kabul eden hatta o kusurları daha da ön plana çıkaran o sanat türü gibi kendiyle barışık & mutlu hissettim. Ortasıysa hiçbir zaman kapımı çalmadı. Yaşadığım sıkıntı büyük ölçüde hobilerime yansıdı tabii. Özellikle kitap cephesi bundan fazlasıyla nasibini aldı: Kitap okumak, benim için aylar önce korktuğum şekilde yük haline geldi. Kitapları özümseyerek okumadım aksine vicdanımı rahatlatmak için bir araç niyetine kullandım. Sonucu ağır oldu gerçiçdğwdğwdwpğ. Vicdanım sadece kısa süreli rahatladı. Günün sonunda eylemleri yüzünden kitap okumaktan iyice soğumuş kendimle kaldım. Ama dengesiz demiştim ya ay hakkında, atlatmanın yolunu da buldum fazla gecikmeden. Yanlış anlaşılmasın, çok sıkıntı çektim süreç içinde. Sabotajcı iç sesim otoriter oldu, keyif aldığım şeylerin bana yine zevk vermemesinden korkup kaçtım. Ancak, tüm hayatıma entegre ettiğim bir sözü, düşünceler susana dek telkin ederek çıktım bataklığımdan: Yarına sağ çıkıp çıkmayacağım bile belli değilken ben ne diye saçmalıklara harcıyorum zamanımı? Ben, her zaman hayata en ufak rüzgarda uçup giden bir yaprak olmadığımı, iz bırakmak için geldiğimi düşündüm. İz bırakmak istiyorsam, sevdiğim şeyleri dibine kadar tatmak istiyorsam bir kelebeğin ömrü misali zamanı değerlendirmem gerekmez mi? Gerekir. Ben de kazandığım bu farkındalıkla yeni bir pencere açtım hayatıma. Ancak o pencere, direndiğim o rüzgarı beraberinde getirdi. Hâliyle yanlışım sandım. Sonra anladım, panzehirim rüzgarmış. Yıkılmakmış. Kitaplardan, çok sevdiğim şeylerden kendimi soğutmam yüzeysel bir olay değilmiş. Kendimi
1000Kitap
Ne de çabuk yargılıyorsunuz insanları. Hiç tartmadan söylüyor, ön yargılara ve insanları da hiç tanımadan aşağılıyorsunuz. Yanlış bir sözün insanın yüreğinde nereyi vurduğunu, neyi kırdığını hiç bilmiyorsunuz. Kendiniz gibi unutur geçer zannediyorsunuz. Ama bazılarımız hassas, yaralı ve bazılarımızın gerçekten zor. Yanmadığınız ateşin acısını, gözyaşını ve bir gün bile dayanamayacağınız acıları küçümsüyorsunuz. Hayatın yorduğu insanlara siz de hiç acımadan, 'İyiliğiniz dokunmuyor bari kötülük etmeyin.' Mademki içinizde güzel bir düşünceniz yok, bari ince ruhlu, kalbi iyi insanlara ilişmeyin. Ama ne desek boş, siz değişmezsiniz! Miraç Çağrı Aktaş
1000Kitap
Aşk ne diyorlar bana sevda nedir diyorlar sevmek nedir diyorlar. B e n S e n diyorum SEN.
1000Kitap
Yaşamak bu yangın yerinde Her gün yeniden ölerek Zalimin elinde tutsak Cahile kurban olarak Yalanla kirli havada Güçlükle soluk alarak Savunmak gerçeği, çoğu kez Yalnızlığını bilerek Ataol Behramoğlu
1000Kitap
Reklam
Reklam