Puan vermedi·384 syf.··
2026 92. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 01:27
Selamlar. Nasılsınız? İlk kitabına bayıldığım ve sonu acayip bir yerde bittiği için elime gelir gelmez bir bakayım diye başladığım kitabı bitirdim. Çok seviyorum ya! Hani şu bakayım deyip eline alıyorsun ve su gibi anlatımıyla o kitap bir kaç saate bitiyor. Hastasıyım! O merak duygusu daha ilk sayfalardan itibaren beni hikâyenin içine çekmeyi başardı. İlk kitabın sonunda yaşananların etkisi çok tazeydi ve karakterlerin yaşadığı o hüzün ve eksiklik duygusu bu kitapta da hissedilmeye devam etti. Aslında daha çok bu kez sadece tehlikelerle mücadele eden karakterleri değil, aynı zamanda yaşadıkları travmalarla baş etmeye çalışan insanları da okuduk ki bu sevdiğim detaylardan oldu. Bu detay beni hüngür hüngür ağlattı. Tamam duygusal insanlarız ama ciğerimi bıraktim. Hani şu vurdunuz ama ölmedim, düştüm ama kalacağım hissiyatı enfesti. İlk kitaptaki bir karakterin kaybından sonra yaşananlar beni derinden etkiledi. Onun yokluğunun karakterler üzerindeki etkisini görmek çok hüzünlüydü. Yine ağıtlar yakmadan kitabı bitirmeye çalışayım. Bir de Ayperi'nin geçmişine dair öğrendiği gerçeklerle yüzleşmesi ve yaşadığı içsel çatışmalar da kitabın en dikkat çekici yanlarından biriydi. Kendisini kabullenmeye çalışırken verdiği mücadeleyi okumayı çok sevdim. Yine gücünü okudukça katlayan bir karakterin değişimini görmek çok güzeldi. Birinci kitaptan aklımızda kalan birçok sorunun cevabına ulaştığımızıda söylemek isterim. Dark Coins topluluğunun arkasındaki gerçekler birer birer ortaya döküldü. Yazar sonlara doğru yine elimiz kalbimizde sayfalar çevirtti. Aksiyon zirveye çıktıkça yaşlı kalbim hızlandı. Sıla ve Aybars ikilisinin daha net oluşunu sevdim. Malum seri olduğu için #spoiler vermeden anlatmaya çalışıyorum. Umarım çok saçmalamadan kitabı nasılda cok sevdiğimi anlatabilmişimdir.
1000Kitap
Kurtların Gölgesinde IIÇağatay Düz · Vera Kitap · 20267 okunma
8/10
·320 syf.··
2026 4. kitabı
·
105 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 00:58
Ara verdikten sonra unutup aylar sonra okumaya devam ettiğim kitap. Hikayemiz, Sydney adındaki genç bir kadının yakın arkadaşının öldürülmesiyle başlıyor ve çevresindeki erkeklerin bu cinayetle alakaları olabileceğinden şüphelenmesiyle devam ediyor. Geçmiş zaman ve günümüzdeki olayları kişilerin ağzından eş güdümlü okumak, masum sandığımız kişiyi bir anda suçlu yapabiliyor. Yazarın tüm kitaplarını okuduysanız tabii ki yine nasıl bir ters köşeyle biteceğini aşağı yukarı tahmin edebilirsiniz. Hiç ihtimal vermediğiniz biri asıl düşmanınız çıkabiliyor. Yine aşırı akıcı bir kitaptı, tahmin etseniz bile bölümleri merak içinde okuyorsunuz.
1000Kitap
Erkek ArkadaşFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,603 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·168 syf.··
2026 88. kitabı
#morsandıktakiyazılar Kitap Adı: Yalan Roman Yazar Adı: Émile Ajar Çeviri: Roza Hakmen Sayfa Sayısı: 168 Kitap Türü: Roman Bu hafta okumak için Yalan Roman adlı kitabı seçtim. Buradaki yerel kütüphanede rastladım, daha önce gözüme takılmamıştı; belli ki yeni gelmiş. Yazar, farklı bir dille biraz insanları, biraz da kendisini eleştiriyor. Kitap, aidiyet duygusuyla başlayıp, insanın kendini bulma arayışıyla sona eriyor. Yazara göre dünyada birçok şey oluyor ve herkes, hiçbir şey yapmasa bile, dolaylı ya da doğrudan olan bitenlerden sorumlu. Émile Ajar'ın çok kendine has bir kalemi var. Düz ve alışılmış anlatımlardan uzak, zaman zaman karmaşanın içinde akıp gidiyor. Özellikle insanların ‘normal’ ve ‘mış gibi yaşayanlar’ olarak ikiye ayrıldığı bu dünyada, o keskin sınırı çizmesi etkileyici. Bu kadar spoiler yeter Kitaptan birkaç alıntı: Hepimiz birer artıyız. Aidiyet semptomlarım ne zaman başladı bilmiyorum. Kendimden kaçmak için her yolu denedim. Dünya düzenine karşıydım, belki de tüm dünya bana karşıydı. Zayıf bir bebekti ama verdiği umut kocamandı. Doktor, kendi ırkıma düşmanım ve kendimden de nefret ediyorum. Ama umut beni yiyip bitirmeyi sürdürdü. Dünya yeterince paranoyak olmayan insanlarla dolu. Çoğu öyküde hep büyümeyi reddeden bir çocuk vardır. Belki yazmak bana iyi geliyordu; bu sayede uzaklaşıyordum kendimden ve ırkımdan. Bu tarz kitaplara ara ara şans vermek gerek. Benden de bir not: Herkes dünyayı sorgular, ama asıl sorgulanması gereken; dünyaya geliş sebebimiz, görevimiz ve öğrenmemiz gerekenlerdir....Aylin Özgür
1000Kitap
Yalan - RomanRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 2021455 okunma
Charlie’nin Kalbi IQ’sundan Büyüktü
Puan vermedi·325 syf.··
2026 14. kitabı
·
26 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 20:25
İnsan Olmak mı, Zeki Olmak mı? Bazıları Her Şeyi Bilir, Hiçbir Şeyi Hissetmez. Bazı kitaplar vardır; kapağını kapattığınızda hikâye biter. Bazıları ise son sayfadan sonra asıl hikâyeyi zihninizde başlatır. Algernon'a Çiçekler benim için ikinci türden bir kitaptı.Charlie Gordon'un satırlarıyla başlayan bu yolculuk, yalnızca bir zekâ deneyinin hikâyesi değil; insan olmanın, anlaşılmanın, sevilmenin ve yalnızlığın ne demek olduğuna dair derin bir sorgulama. Romanın en etkileyici taraflarından biri de anlatım biçimi. Charlie'nin ilerleme raporları, onun zihnindeki dönüşümün aynası gibi. İlk sayfalardaki kırık dökük cümleler, yazım hataları ve çocukça saflık zamanla yerini karmaşık düşüncelere, derin analizlere ve acı verici farkındalıklara bırakıyor. Okur olarak sadece bir karakterin değişimine tanık olmuyor, adeta onun zihninin içinde yürüyorsunuz.Ameliyattan önce Charlie'nin dünyası küçüktü ama huzurluydu. İnsanların ona güldüğünü değil, onunla güldüğünü sanıyordu. Sevildiğine inanıyordu. Oysa zekâsı arttıkça gerçekler de birer birer görünür hâle geldi. Bazen cehaletin bir perde değil, aynı zamanda bir sığınak olduğunu düşündüm. Çünkü bazı gerçekleri görmek, onları bilmemekten çok daha ağır olabiliyor.Kitap boyunca kendime sürekli şu soruyu sordum: İnsan gerçekten ne kadar bilirse o kadar mı mutlu olur? Charlie'nin yükselen zekâsı, ona kapılar açarken aynı zamanda insanlarla arasına görünmez duvarlar da örüyor. Çünkü zekâ, çoğu zaman insanı kalabalıklara değil, yalnızlığa yaklaştırıyor. İnsanların anlayamadıkları şeylerden ürktüklerini, kendilerinden farklı olanı dışlamaya ne kadar meyilli olduklarını bir kez daha fark ediyoruz.Romanın en vurucu yanı ise Charlie'nin yaşadıklarının yalnızca ona ait olmaması. Hepimiz hayatımızın bir döneminde birilerinin eğlencesi,
1000Kitap
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,5bin okunma
9/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
Benim için tam anlamıyla bir "iyi ki okumuşum" kitabı oldu. Yazar bildiğimiz bir kıssayı alıp, mitoloji ve dinler tarihinin büyüleyici süzgecinden geçirerek muazzam bir anlatıya dönüştürmüş. Yusuf'un hikayesindeki sembolizmi ve dönemin sosyokültürel yapısını o kadar akıcı işlemiş ki, bir solukta okundu. Klasik kalıpların dışına çıkan, ufkunu genişletmek isteyen her okura gönül rahatlığıyla öneririm.
1000Kitap
Düşlerin Efendisi YusufAlbert Hirsch · Yurt Kitap Yayın · 200367 okunma
Yanlışlıkla korsan olmuş fincan meraklısı bir kız...
8/10
·448 syf.··
2026 27. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:44
Kitap arkası özeti okura hiçbir anlam ifade etmiyor gibi göründüğü için çok küçük konusuna değinmek istiyorum müsaadenizle (⁠人⁠ ⁠•͈⁠ᴗ⁠•͈⁠) Tress sıradan bir ailenin sıradan bir kızı ve dükün oğluna aşık. İşe bakın ki dükün oğlu da Tress'e aşık ve evlenme zamanı geldiğinde Tress'e ondan başka kimseyi istemediğini söyleyip taliplerini reddedeceğini belirtiyor. Bunu öğrenen dük ise oğlunu adadan uzaklaştırıp bir gemi yolculuğuna çıkarıyor ve dükün oğlu nam-ı diğer Charlie, hikayenin azılı düşmanı olan Efsuncu tarafından bir talihsizlik sonucu esir alınıyor. Haftalarca kendisinden haber alamayan Tress de gözünü karartıp Charlie'yi kurtarmak üzere denize açılıyor. Denize çıktığı ilk günde ise yanlışlıkla bir avuç avanak korsanın eline düşüyor ve sonrasında olanlar tam bir gırgır şamata anlayacağınız. Kısacası korsanlarla dolu bir hikayeye hoşgeldiniz! Tress dediğim sıradan bir kız fakat gün geçtikçe kendini daha çok aşıyor ve de sınırlarını keşfetmiş oluyor. Zekasıyla ve pratikliğiyle Tress bize, klasik çaresiz ve beyaz atlı prensini bekleyen, genelde de mucizelerle kurtulan kızların peri masalından ziyade nasıl gerçek bir hikaye oluşturulabileceğini kanıtlıyor aslında. Tabii yine de hikayede fantastik öğeler bulunmuyor değil (⁠◕⁠ᴗ⁠◕⁠✿⁠) Farkettiyseniz bu hikayede bir terslik var. Her zaman prensesi kurtaran bir prens olurdu ama bu sefer işler tam tersine dönmüş durumda. Yazar alışılmışın dışına çıkmayı planlamış bu hikayeyle ve çok da başarılı olmuş diyebilirim. Kitap standart boyutlardan bir tık daha büyük ve puntoları küçük ama kısa bölümleri sayesinde beni sevindirmeyi başardı açıkçası. Kitabın birkaç sayfasında illüstrasyonlar da mevcut ki böylelikle karakterleri ve ortamı daha iyi kavrayabilmemi sağladı. İlk defa bir hikayenin yavaş işleyişine rağmen sıkılmadım
1000Kitap
Zümrüt Denizli TressBrandon Sanderson · İthaki Yayınları · 2024178 okunma