Yusuf Kaymaz

Yusuf Kaymaz
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim... Nazım Hikmet
Hayır, Tanrıyla barışmış değilim. Onunla barış yapmayı da istemiyorum. Tanrı dünyayı kötü yarattı, bu dünyayı övmemiz için neden yok, kendisini de övmüşüm ya da "yermişim, umrunda değil pek.
Sayfa 287 - YKY yayınları, Çeviri: Kâmuran Şipal
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bize yol gösterecek ermişlerin ve meleklerin hani nerede? Yoksa bütün bunlar rahiplerin yalnızca çocuklara anlattığı, kendilerininse gülüp geçtiği uydurma, boş masallar mı? Sana olan güvenimi yitirdim, Tanrım, ne kadar kötü yaratmışsın bu dünyayı, onu ne kadar kötü yönetiyorsun. Evler, sokaklar gördüm, ölülerden geçilmiyordu. Varlıklı kişiler gördüm, evlerine kapanıp kapıyı bacayı sıkı sıkı kapamışlardı. Kimi zenginler de evlerini barklarını bırakarak kaçıp gitmişti.
Sayfa 211 - YKY yayınları, Çeviri: Kâmuran Şipal
Hiçbir şeyi görmüyordu bu insanlar, hiçbir şeyi bilmiyor ve hiçbir şeyin farkına varmıyorlardı, hiçbir şey sesini işittiremiyordu kendilerine. İster zavallı bir ayvancık gözlerinin önünde kuyruğu titretsin, ister usta bir sanatçı bir ermişin yüzünde insan yaşamının tüm umudunu, soyluluğunu, acılarını ve insanı soluksuz bırakan tüm karanlık korkularını tüyler ürpertici şekilde canlandırsın, hiç fark etmiyordu, hiçbir şeyi göremiyor, hiçbir şeyden etkilenmiyorlardı. Hepsi de gülüp oynuyor ya da birtakım işlerle uğraşıyordu; sözde önemli işler peşinde koşuyor, acele ediyor, bağırıp çağırıyor, kahkahalar atıyor, birbirlerinin yüzlerine karşı geğiriyor, ortalığı gürültüye boğuyor, espriler yapıyor, üç kuruş için birbirlerine giriyorlardı; hepsinin de keyfi gıcırdı, hepsinin tıkırındaydı işi, kendi kendilerinden ve dünyadan şikâyetçi değillerdi.
Sayfa 166 - YKY yayınları, Çeviri: Kâmuran Şipal
Sizler anne kökenlisiniz. Kısır yaşamaların uzağındasınız. Sevme gücü, yaşama gücü armağan edilmiştir size. Her ne kadar çoğunlukla size yol göstermeye çalışıyor, sizi yönetiyor görünsek de, bolluk ve bereket içinde bir yaşam sürdüğümüz yok bizim, kıtlıklar içinde yasayıp gidiyoruz. Hayatın zenginliği sizin, meyvelerdeki özsu sizindir, sevgi bahçesi size bağışlanmış, güzelim sanat beldesi size sunulmuştur. Sizin yurdunuz bu yeryüzü, bizimkisi ise düşüncelerdir. Sizi bekleyen tehlike duyular dünyasında, bizi bekleyen ise havasız bir mekânda boğulup gitmektir. Sen sanatçısın, ben düşünürüm. Sen annenin koynunda uyuyorsun, ben çöllerde uyanık dolaşıyorum.
Sayfa 45 - YKY yayınları, Çeviri: Kâmuran Şipal