"Hz. Osman Dönemi'nden başlayarak günümüze kadar kesintisiz bir İslam tarihi okuması yapanlar, çok üstüne düşmeseler dahi hemen her devirde iltimasın ne kadar sıradanlaştığına ve bazen de din adamları tarafından nasıl meşrulaştırıldığına ve mazur gösterildiğine tanıklık edeceklerdir. Bununla kalmayıp özellikle devletin yönetim ve denetim makamlarının dağıtımınıdaki gayrimeşru geleneklerle ilgili meşrulaştırmalarda güven ve itibar gibi kavramların içinin nasıl boşaltıldığını ve saf çıkar uğruna her türden değerin nasıl istismar edildiğini de ilmelyakin tecrübe etmek durumunda kalacaklardır. " ( Bayramali Nazıroğlu,Din Eğitimini Yeniden Düşünmel, Eskiyeni yayınları, s.117)
Güncel
Huzur sokağı okuyorum çok akıcı geldi sonra dizi ve sinemaya uyarlanmış haline de bakayım dedim ve spoiler yedim yaa kitabı bitirip izleyeceğim inşAllah Huzur Sokağı Şule Yüksel Şenler
Reklam
Alıntı 117: Sarıyıldız (E-kitap)
İnsan bazen dönülecek yerini yitirdiğini sanıyor. Oysa yer orada duruyor; yalnız kendisi uzak kalmış oluyor.
İnsan ve Duygular
O, ol der ve oluverir." Bakara/117.
Kün fe yekün . Ol der ve olur. Bakara/117. Ayeti kerime
NECİP FAZIL BUGÜN ÖLDÜ
O ve Ben adlı otobiyografisinde kaydettiğine göre 25 Mayıs 1905’te İstanbul Çemberlitaş’ta cinayet mahkemesi reisliğinden emekli büyük babası Mehmed Hilmi Efendi’nin konağında doğdu. Babası Mekteb-i Hukuk mezunu ve bazı memuriyetlerde bulunmuş Abdülbâki Fâzıl Bey, annesi Mediha Hanım’dır. Baba tarafından Maraşlı olan Kısakürekoğulları ailesinin kökü Dulkadıroğulları’na dayanmaktadır. Asıl adı Ahmed Necip olan Necip Fazıl okuma yazmayı büyük babasından öğrendi. Çeşitli okullarda kesintili ve düzensiz bir öğrenim hayatı geçirdi. Önce Gedikpaşa’da bir Fransız, sonra aynı yerde bir Amerikan mektebinde, Büyükdere Emin Efendi mahalle mektebinde, Büyük Reşid Paşa Numune, Vaniköy Rehber-i İttihad mekteplerinde okuduktan sonra Heybeliada Numune Mektebi’nden mezun oldu. Aynı yıl Heybeliada Bahriye Mektebi’ne kaydoldu. Burada da beş yıl okudu, ancak diploma alamadan ayrıldı. 1921’de İstanbul Dârülfünunu Felsefe Şubesi’ne yazıldı. Bu öğrenimini de tamamlayamadan kazandığı devlet bursu ile felsefe tahsili için Paris’e gitti. Fakat Paris’te de düzenli bir öğrenci olamadı, kısmen sanat çevrelerinde bulunduysa da kendini daha çok eğlenceye ve bohem hayatına verdi. Türkiye’ye dönüşünde İstanbul ve Anadolu’da bazı bankalarda memuriyet ve müfettişlik yaptı. Bir Fransız mektebinde, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi’nde ve Robert Kolej’de çeşitli dersler okuttu. Bu arada felsefe öğrenciliğinden beri girmiş olduğu basın çevresini daha çekici ve eser vermeye daha uygun bir ortam olarak gördüğünden 1942’den itibaren memuriyetlerini bırakıp geçimini yazılarından ve yayıncılıktan sağlayamaya başladı. Son yıllarına kadar Büyük Doğu dergisinin ve Büyük Doğu yayınlarının sahibi ve yazarı olduğu gibi bazı günlük gazetelerde fıkra ve makaleleri de yayımlanmaktaydı.
Hayata Dair
Reklam
Reklam