bir bulut, bir ateş gibi sev; öyle uzaktan
bir kargış, bir zehir…
karanlık bir palto gibi yapıştı üstüme şehir
hep ‘karşılar’ kaldı elimde
başka da bir şeyim yok
uzaklar zaten uzak, biraz da sesim hepsi bu
'sinema terasında dem çeken kumru
ezgisinde zamanlar biriken
“bu şehir ardından gelecektir” doğru
bir de gökyüzü o tatlı uçurum
şarkısı var, dilime bu zehir dolanmasa
şerit kopuk; siyah bir gül defterde'
sokak kilitlendi… gitti:
başıma ne geldiyse hep bu yüzden
köprüler ben geçerken yıkıldı
öyle; hep karşı kıyıları sevdiğimden Aydın Afacan