Seneca,babası gibi bir hatip olmak yerine Pythagorasçı Sotion'dan ve Stoacı Attalus'tan dersler alıp felsefeye yönelerek,onu epeyce telaşlandırdı.
Çünkü imparator Tiberius,Roma gençliğini saran Yunan felsefe akımlarına hiç sıcak bakmıyor,tuhaf kılıklı ve tavırlı felsefecileri Roma'dan uzaklaştırıyordu.
Dünyayı karşımızda bulduğumuz ilk andan itibaren,dünyayı değil ama kendimizi dönüştürmek gibi bir ödevimiz vardı.
Dünya her zaman olduğu gibiydi fakat biz,her zaman için dönüşebilir bir varlıktık.
Eşya her zaman kendindeydi fakat biz,onu pek çok farklı biçimde görüleyebilir ve onunla pek çok farklı biçimde ilişki kurabilirdik.
Hayat dediğimiz kendini var etme ve var olmayı açmak gerekse de;eylemde bulunma ve konuşma sanatıdır.
Hayatta olduğundan emin olmak için konuşmalısın.Dünya şimdi karşımızda duruyor;onu karşımızda bulduk ve kendimizi ona göstermek için de fazla zamanımız yok.
"BEN,VARIM"demeyi ertelemek nafiledir,bu yüzden hemen şimdi,kendimizi o ya da bu şekilde,öyle ya da böyle kurmakla,seçmekle,belirlemekle ve belirtmekle ödevliyiz.