Melike

Reklam
Puan vermedi·352 syf.·
2024 15. kitabı
Yazar; doğup büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kalışından, gittiği yeni topraklarda yaşadığı sıkıntılardan, kendi memleketinde tüm benliğinin yok sayılışından hatta ailesinden insanları nasıl toprağa verdiğinden bahsediyor. Kitaba dair getirilen “Gerçek İslam bu değil” eleştirisi saçmalıktan ibaret. Zira yazar islamın ne olduğunu veya olmadığını anlatmıyor. Yaşadıklarını anlatıyor. Kimsenin de ailesinden birilerinin ölümüne sebep olmuş kişiler ve olaylar ile ilgili kitap yazarken “Ama işin iç yüzünü bir bilseniz, aslında tam öyle de değil” gibi bir açıklama yapma borcu yok. Öyle olmayacağını içten içe bilsem de Marji’nin ailesi ile birlikte çok mutlu oldukları bir son hayal ettim hep okurken. Yazarın İran dışına çıkması ve uyum sağlayamayıp geri dönmesi, bir kere gidip sonra geri döndüğünde ise artık İran’a da uyum sağlayamaması bana çok tanıdık geldi. Bize çok yakın coğrafyalardan hikayeler okumak, dinlemek beni hep daha çok etkilemiştir. Temelde hepimiz benzer insani duygu ve hislere sahip olsak da coğrafyalarımızla birlikte kaygılarımız da oldukça farklılaşıyor. Bize benzer hisler, bize benzer kaygılar ve maalesef bize benzer bir ahlakçılık okuyorsunuz. O çok uzaklardan gelen varoluş sancısından daha çok etki bırakıyor üzerinizde. En azından benim için öyle oldu.
PersepolisMarjane Satrapi · Panama Yayıncılık · 20172,667 okunma

Melike

, 2024 okuma hedefini ekledi.
2024 OKUMA HEDEFİ
22/30 kitap - %73 tamamlandı
22 kitap okudu
30 kitap
6,3bin sayfa
4 inceleme
6 alıntı
Puan vermedi·288 syf.·
2024 13. kitabı
Kitabın yalnızca ebeveynlere hitap etmemesi çok hoşuma gitti. Hem kendi aileniz hem de kuracağınız aileye ilişkin perspektifinizi genişletiyor. Özellikle bizim toplumumuzda olan “kutsal” aile değerlerini sorgulatıyor. Bu açıdan okunması gerekli diye düşünüyorum. Yalnızca bazı kısımların çok keskin değer yargıları barındırdığını düşünüyorum. Ama katılsanız da katılmasanız da okumak, dinlemek her zaman bakış açısını genişletir. Sert bir üslup ile yazılmış, biraz yazar sizi azarlıyor gibi hissediyorsunuz okurken. En azından ben öyle hissettim. Bu bilinçli bir tercih de olabilir tabiki. Eleştirilerim de mevcut. ““Fedakâr” Anne Yalanı” kısmında, eski çağlarda kadınların bakıma ihtiyaç duyan başka çocukları olduğu için yeni doğan çocuklarını süt anneye vermelerinden ve bebek daha az bakıma ihtiyaç duyduğunda bebeği diğer çocukların arasına ‘katan’ kötü kalpli annelerden bahsedilmiş. Bu kısımı okurken “Ne büyük haksızlık” diye düşündüm. Eski zamanlarda kadınların çocuklarının sayılarını kontrol altında tutma taleplerini geçtim eşi ile cinsel ilişkiye girip girmeme konusunda dahi fikirleri alınmıyordu! Düzenli aralıklarla, fikirleri alınmadan (belki aile içi t*cavüz sonrası) hamile kalan kadınları, bebeğin ilk yıllarını onunla beraber geçirip ona ‘güven ortamı’ sağlayamayışından nasıl sorumlu tutabildiğimizi inanın anlayamadım. Yazar bu kısımları öyle suçlayıcı bir üslup ile yazmış ki.. Affetme ile ilgili bölüm de oldukça ilginçti. Yazarın anlamlandıramadığım şekilde çok keskin yargıları mevcut. “Ebeveynlerinizi affetmek iyileştirmez” diyor. Yani… Kime göre ve neye göre? Yanlış anlaşılmamak adına; yazar “Ebeveynlerinizi affetmek zorunda hissetmeniz yanlıştır. Bu size kalmış bir karardır ve neyin size iyi geleceğini siz daha iyi bilirsiniz.” demiyor. Çok net ve keskin.
İyi Aile YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20187,9bin okunma
Reklam