"Gençsiniz, yirmi yaşındasınız, güçlüsünüz, belli bir kimseyi, bir kadını ya da erkeği sevmiyorsunuz, yüreğiniz daralmıyor böylelikle ve her şeyi aynı ilgisizlikle ve aynı coşkuyla sevebilmeniz engellenmiyor, tek başınıza, sırtınızda bir çantayla yürüyorsunuz, İtalya’yı baştan başa kat ediyorsunuz, ilkbahar oluyor, yaz geliyor, sonra meyveler ve yağmur... sonbahar ya da kış- öyle sanıyorum ki bundan daha büyük bir mutluluk isteyebilmek ihtiyatsızlık olurdu.”