Rahatsız ettiğim için bağışlayın, bayım. Sizi böyle yapayalnız bırakmak bana çok dokundu, sonra işte şu gül demetini getirmek geldi aklıma. Belki hoşunuza gider. Daha bugün yeni topladım onları, bu sabah.
Adımın ne olduğu önemli değil. Nereli olduğum da. Gerçekte ne adım var, ne cinsiyetim, ne yaşım, ne de doğum yerim. Erkek ya da kadın, çocuk ya da yaşlı, dün ya da yarın, Kuzey ya da Güney... İki cins, üç zaman, dört mevsim, dört yön... İçimde birleşir kaynaşırlar. Gönlüm duru bir su gibi saydamdır, sopsoğuk başdöndüren bir pencere olur bakınca. Dibindeyse benim olan hiçbir şey bulamazsınız. Tek görebileceğiniz, o güne dek hep yadsıdığınız arzuların imgesi olacaktır. Ben buluşup birleşmelerin tam ortasıyım, bütün yollar bana çıkar.
Tanışmadığın bir şehirle barışman gerekiyor,
Günahlarına senin tövbe ettiklerini affetmen.
Gidip ağaç gölgesinde bir kafeden tutunman,
Her yere yürüyerek gidip hiç kaybolmaman...
Kargalara üzülmekten vazgeçmen gerekiyor,
Geçici, sahte çözümler üretmeden dinlemen.
Bilmediğin tren istasyonuna vaktinde varman,
Duymadığın bir dilden kelimeleri seçebilmen...