Kadınlar ve erkekler aşkı tanımak istiyorsa, feminizm için can atmalı. Zira feminist düşünce ve pratik olmazsa sevgi bağlarını yaratacak bir temelden mahrum kalırız.
Olmadık soruları soruyorlar,
Psikolojik savaşların
Yanlış tarafında duruyorlar.
Hani çok aranana gelen kibir var ya,
Onu omuzlarında yükseltiyorlar.
Günah olmayan işlerle
Adamı suçluyorlar.
Adam perdelerini hiç açmıyor gün boyu,
Sabah olduğunu duymuyor.
Kadınların hakiki cinsel özgürleşmesi ancak kadınların, erkek arzusunun nesnesi olup olmadıklarına bakmaksızın, kendilerini cinsel bir değere ve eyleyiciliğe sahip saydıkları bir noktaya ulaşmakla mümkün olacaktır. Bu cinsel hissiyat ve kimliğin, ataerkil yapısını güçlü bir şekilde koruyan bir toplumsal bağlamda kendini nasıl ifade edebileceğini bize göstermesi için yine feminist teoriye ihtiyacımız var.
Feminist hareketin çocukların yararına en olumlu müdahalelerinden biri, erkeklerin çocuk bakımına katılmalarına sadece toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak için değil, çocuklarla daha iyi ilişkiler kurmak için de ihtiyaç duyulduğunun farkına varılmasını sağlamasıydı. Gelecekteki feminist çalışmalar, cinsiyetçilik karşıtı erkek ebeveynliğin çocukların hayatını nasıl zenginleştirdiğini belgeleyecektir.
Ataerkil erkekliğin, erkekleri, hastalıklı bir şekilde narsist, çocuksu olmaya ve sadece erkek olarak doğdukları için kazandıkları imtiyazlara (bunlar göreli de olsa) psikolojik olarak bağımlı kalmaya yüreklendirdiğini biliyoruz. Pek çok erkek, anlamlı bir çekirdek kimlik yapılandırmadıkları için, bu imtiyazların ellerinden alınmasının hayatlarını tehdit ettiğini hisseder. Erkek hareketinin, erkeklere, olumlu bir şekilde, içlerindeki kayıp oğlan çocuğunu geri almak ve ruhlarını, ruhsal gelişimlerini beslemek için kendi duygularına nasıl yeniden bağlanacaklarını öğretmeye çalışması bu yüzdendir.